|
|
|
Bu ülkenin uzun zamanın birikimi ile oluşmuş, gerçekten çözümü çok zor olan ciddi sorunları var.
Bunu herkes kabul ediyor, ancak hiçbiri çözümsüz değil. Sadece çözecek kararlılıkta ve uzun dönem
hesap yapabilecek ve uzun dönemli karar ve eylemleri süreç içerisinde takip edebilecek bir sisteme
ihtiyacımız var. Yıllardır kısa dönemli ve günü kurtarmaya dönük kararlar ve eylemlerle hiçbir yere
varamadığımızı, daha da kötüsü, sorunlarımızın katlanarak büyüdüğünü ve gelecek kuşaklara bir saatli
bomba olarak teslim edildiğini milletçe ne zaman anlayacağız gerçekten merak ediyorum.
|
|
|
|
|
|
Devlet otoritesindeki en küçük bir boşluk, bu boşluğun birtakım gayrı meşru yapılanmalar tarafından doldurulmasıyla
sonuçlanacaktır. Bundan da tüm bireyler zarar görecektir. Zayıf bir devlet, toplumun içindeki bazı çıkar çevrelerinin etkisi altında kalacak ve yine
toplumun geneli bundan zarar görecektir. Dolayısıyla bir toplumun içindeki her bireyin, güçlü bir devlet mekanizmasına taraftar olması gerekir. Devletin
güçlenmesi için çaba harcaması, devletin zayıflamasına yönelik eylemlere karşı da tavır alması gerekir. Kısacası devletine sahip çıkması gerekir. |
| |
|
|
|
Kelimelerle kendimi çok daha rahat ifade edebildiğimi farkettiğim andan itibaren,
yazmak en az tırmanmak kadar doğal bir eylem oldu benim için. Nasıl tırmandıkça, gezdikçe, okudukça öğreniyorsam,
aynı şekilde yazarken de öğrenebildiğimi gördüm, ki “öğrenmek”, benim en büyük mutluluklarımdan biridir.
Henüz yirmi yaşındayken, doğa sporlarına kendi fiziksel ve ruhsal sınırlarını zorlamak için başlayan atılgan,
hızlı, mücadeleci bir gençken, zamanla, aslında yaşadığım herşeyin bir öğrenme süreci olduğunu fark ettim.
Doğa sporları fiziksel bir mücadele olmaktan çıkıp, kendimi ve dünyayı tanıdığım bir okul, doğanın her bir köşesi
de onun derslikleri oldu benim için. |
|
|
|
| |
" Haklısın dostum, çok haklısın. Bu garip piyon, o son çizgiye ulaşmak için herşeye göğüs gerecek ve bütün varlığıyla, ruhuyla, bedeniyle, inadıyla, kararlılığıyla ve inancıyla mücadele edecek. Ta ki kraliçeye ulaşana dek. Ancak şunu da bil ki dostum, biçimsiz tırtılın ölüm dediğine, Üstad, rengarenk, gözalıcı bir kelebek der...
Bu andan sonra ise piyon ya da kraliçe, tırtıl ya da kelebek, hiç farketmez, her durumda ben kazanacağım..." |  | |
| |
|
| |
"Eski zamanlarda savaşçılar, bir olayı kutlamak için içki içerken tanrılara da sunarlarmış, bardaklarının, dudaklarının değmediği, kirletmediği tarafından saygıyla toprağa dökerlermiş şarabı. İki yıl önce, Khan-Tengri'nin duvarının dibinde hissedemediğim parmaklarımla bitkin bir halde otururken, o dev piramide çıkabildiğim için Tanrı'ya teşekkür ettim, ve mütevazı çayımı onunla paylaştım, bardağın dudaklarımla kirletmediğim tarafıyla."
|  | |
| |
|
| |
| "I didn’t even consider its uncertainty, which is the scaring aspect of it, nothing would stop me, not even the fact that the highest mountain which I have climbed in Turkey was Kackar and Erciyes just a little higher than 3900 m., that I didn’t know how my metabolizm would react to high altitude, and that I didn’t have the slightest idea about high altitude mountaineering except that it is extremely cold and there is a scarcity of oxygen up there. I would join this climb alone if I had to." |  | |
| |
|
| |
"Sonunda sayılı günler geçti ve beklenen an geldi. 1 Ağustos Cuma sabahı yine erkenden kalkıp Elif’le son hazırlıklarımızı tamamlamaya koyulduk. Bir yandan toparlanırken, bir yandan da bizi uğurlamaya gelen dostlarımız ve gazeteci arkadaşlarla, yolculuk programımızın detayları hakkında konuştuk. Daha önce motosikletle 2000-3000 km.lik yolculuklar yapmış olmama rağmen, ilk kez böylesine uzun bir yola, hem de toplam ağırlımızın 440 kilo olduğu bir makine ile çıkıyordum ve bunun gerginliğini bütün sabah yaşadım. Ancak motora binip, yan ayağını kaldırıp, çalıştırdıktan sonra, bütün heyecanım uçup gitti ve herşey normale döndü."
|  | |
| |
|
| |
| "5800 metrede bir mola vermiş dinleniyordum ki yanıma Sibirya grubundan bir dağcı geldi ve "Sen Türk'sün değil mi?" dedi. "Evet" dedim. "Üç yıl önce Pobeda'yı hatırlıyormusun? diye sordu, düşündüm, düşündüm, karşımdakinin tipini tam olarak gözümün önüne getiremedim. Tam o sırada Sergei çıkageldi arkadan, Birden hatırladım. Pobeda'ya solo çıkış yaptığımda yedi kişilik bir Sibirya grubu da benden bir gün önce çıkıp, 1994'ün ilk tırmanışını yapmıştı." |  | |
| |
|
| |
| "Rezalet bir fırtınada, gece vakti, son derece tehlikeli olabilecek Lhotse yüzünü inmeye çalışıyoruz. Onlara iyi olduğumuzu ve tekrar 3. Kampa tırmanmaktansa 2. Kampa iniyor olduğumuzu söylüyorum. Bu arada ikimizinde kafa lambasının pili biterse, bu fırtınada bu inişi sağ salim yapmamız söz konusu bile değil. Bu yüzden ben kafa lambamı kapatıyorum ve arkamdan gelen İlly’nin ışığıyla idare ediyorum. Lhotse yüzünden inen tek ışık gördüklerinde merak etmemeleri için Ana Kamptakilere de bu durumu haber veriyorum." |  | |
| |
|
| |
| "İlk anda pek endişelenmiyorum. Kazmasını kullanıp nasıl olsa kendisini durduracak diye düşünüyorum. Sonsuz gibi gelen saniyeler sonra, içimi bir korku kaplıyor. Hristo kendisini durdurmakta çok gecikti. Kabul etmek istemiyorum ama Hristo artık istese de kendisini durduramayacak kadar hızlanıyor. Kazmanı kullan diye bağırmak istiyorum ama kelimeler boğazımdan çıkmıyor. Artık yuvarlanarak, tamamen dengesiz bir halde kayarken, bir an yüzünü görüyorum. Arkadaşım gözlerimin önünde, ölümüne doğru giderken, hiç bir şey yapamıyorum. Bir süre sonra, yuvarlanmanın etkisiyle, Hristo’nun sırt çantası vücudundan ayrılıyor. İkisi birlikte, ayrı ayrı kaymaya devam ediyor. Taa ki, uzakta iki küçük nokta haline gelinceye dek." |  | |
| |
|
| |
| "Özel etaplar için rakiplerimizle buluştuğumuzda ise kendime ve Nasuh Mahruki’ye baktım ve bir an için umudum kırıldı. Gerçi tüm dünyanın “Kar Leoparı” diye tanıdığı bir ortağım vardı ama, rakiplerin vücutlarına bakınca, biz kelimenin tam anlamıyla “tıfıl” kalıyorduk. İkimizi üst üste koyunca yaklaşık üç buçuk metre ediyorduk. Diğer ekiplerin çoğu bize yarım metre fark atıyordu. Bu anlamda rakip kabul edebileceğimiz tek yarışmacı Alman gurubundaki bir kızdı, o kadar. Bu dezavantajımızı bazı basketbol takımlarındaki kısa gardların cıva gibi hızlı olması mantığıyla hareket edip, avantaja çevirmemiz hızlı olabilmemize bağlıydı." |  | |
| |
|
| |
"O günden sonra yaşamımı doğa - spor - felsefe üçayağı temeli ile, kendimi mümkün olduğu kadar çabuk ve verimli bir şekilde geliştirmek amacı ile, yeni şeyler öğrenmek, yeni yerler tanımak ve yeni tecrübeler yaşamak üzerine kurdum. İnsan kendisi için en doğru olan şeyi ne kadar erken bulursa, herşey o kadar kolay ve hızlı gelişiyor, benim için de öyle oldu."
24 yaşında, KHAN TENGRİ dağıyla ilk 7000’lik tırmanışımı yaptım ve dağlarda ilk kez ölümü gördüm. Zirveden indiğim gün, iyice hırpaladığım bedenim ve yarı donmuş parmaklarımla çadırımda dinlenip toparlanmaya çalışırken, burada geçirdiğim zaman içinde kazandıklarımı ve benim için anlamını düşündüm ve yeni tanıdığım bu kültürdeki en önemli sembol olan dağların güçlü ve özgür KAR LEOPARI’nı bir gün bulacağıma dair kendime söz verdim.
|  | |
| |
|
| |
"Zaman kavramını tamamen yitirmiştim, 17 Ağustos depreminden sonraki 10 gün boyunca, hepimizin yaşadığı ağır baskı altında da bir anlamı yoktu zaten. Kaç saattir hiç dinlenmeden çalışıyorum, kaç saattir hiç bir şey yemedim, kaç gündür uyumuyorum bilmiyorum. Aklımdaki tek düşünce, Doğuhan’ı bu lanet delikten tek parça çıkartamazsak, bir daha aynada kendi yüzüme eskisi gibi asla bakamayacağım."
|  | |
| |
|
| |
| "Başkalarının hayatı için kendi sağlığını ve hayatını hiç bir karşılık beklemeden tehlikeye atan bir grup gencin bu özverili çabaları, kısa sürede, bir kaç kişinin hayatını kurtarmaktan çok daha öte bir sonuca ulaştı. İnsanlara, böyle bir hareketin ne kadar önemli ve değerli olduğunu ve aslında hepimizin bu toprakları hatta bu dünyayı paylaştığımız diğer insanlara, daha da geniş görebilirsek bütün canlılara karşı bir sorumluluk taşıdığını, taşıması gerektiğini gösterdi." |  | |
| |
|
| |
"7-8 yıldır geziyorum; yürüyerek, otostopla, bisikletle, motosikletle, arabayla, trenle, helikopterle, uçakla, yada o anda fonksiyonel olan herhangi bir şeyle, bazen önceden belirlediğim bir hedefe doğru, bazen de Baudelaire`ìn gerçek gezgini gibi amaçsız-hedefsiz, yalnızca gezmek, yalnızca gitmek için.
En az dağların zirvelerine tırmanmak kadar beni mutlu eden bir şey de, yollarda tanıdığım, herbirinin torunlarına anlatacak bir dolu şeyi olan insanlar." |  | |
| |
|
| |
| "Bir gezginin seyahatinde yaşamak isteyebileceği hemen hemen her şeye sahip olan Hindistan’a gitmeden önce, yapmanız gereken tek şey; Yeni baskı bir rehber kitap bulup iyice incelemek ve izleyeceğiniz rotayı kendi beklentileriniz ve istekleriniz doğrultusunda şekillendirmek. Böylesi bir yolculuğu kendi motosikletinizle yapabileceğiniz gibi, Hindistan’ın büyük şehirlerinden birinden 1200-1500 usd arası bir fiyata satın alabileceğiniz meşhur Enfield’lardan biriyle de yapabilirsiniz." |  | |
| |
|
| |
"Doğuya yaptığım motosiklet yolculuğumun uğrak yerlerinden biri de 1000 yıllık erotik heykellerin bulunduğu muhteşem Khajuraho tapınaklarıydı. Khajuraho’ya uzun bir motosiklet yolculuğunun ardından, akşamüstü güneş batarken varmıştım. Kalacak ucuz bir yer bulup, gün içinde fırsat bulamadığım yemek işini de hallettikten sonra, dinlenerek ve uzun zamandır merak ettiğim bu ilginç tapınaklarla ilgili bir şeyler okuyarak vakit geçirdim.
Khajuraho, Orta Hindistan’da, Madhya Pradesh eyaletinin Chattarpur bölgesinde yer alan küçük bir kasaba. Kara, tren ve hava yolları ile kolaylıkla ulaşılabilen bu kasaba, 9. Ve 12. Yüzyıllar arasında hüküm süren ve Ay Tanrısından geldiğine inanılan Chandella hanedanının başkentiymiş." |  | |
| |
|
| |
| "Grubun artçısı olduğum ve en arkadan geldiğim için olayın nasıl olduğunu görmedim ancak yanlarına geldiğimde gözlerindeki korkuyu, çaresizliği ve şaşkınlığı bugün bile unutamıyorum. .... düştü, çığ oldu dediklerinde nasıl, niye, ne zaman gibi sorularla vakit kaybetmeden çok kısa sürede olayı anladım ve yapmam gerekeni yapmaya karar verdim. Sırt çantamdaki kazmayı bağlandığı yerden sökmeye bile vakit harcamamak için, çantamı attım ve diğerlerinden bana en yakın olanın elindeki kazmayı alıp arkadaşımın çığla birlikte uçtuğu dik yamaçtan aşağıya kendimi bıraktım." |
| |
|
| |
2024 yılında açılacak...
"Merhaba çocuk,
Niye böyle başladım bilmiyorum, ama bu giriş, Peter Pan’ı okuduğum çocukluğumdan bu yana beni hep çok etkilemiştir. “Merhaba çocuk”; Peter Pan da bu sözlerle başlar ve sonra kuşlar ve periler arasında kalabilmek için büyümek istemeyen bu çocuğun inanılmaz maceralarına sürükler okuyucuyu." |  | |
| |
|
| |
"Rusya Dağcılık Federasyonu ona "Kar Leoparı" lakabını taktı. Bu acaba Türk dağcı Nasuh Mahruki hızlı tırmanıyor mu demek? Evet ama hepsi bu değil ; Nasuh birkaç yıldır oldukça şaşmaz bir ritimle gerçekleştirme zincirinin halkalarını birbirine bağlıyor. Bir buçuk yıldan biraz daha kısa bir sürede ; Everest'e, Aconcagua'ya, Vinson'a, Kilimanjaro'ya, Elbruz'a, Mc.Kinley'e ve Kosciusko'ya, yani kürenin her kıtasının en yüksek zirvelerine tırmandı."
"Bununla beraber o, ilk Türk, ilk Müslüman ve en genci. Özellikle de dünyanın çatısına "yalnızca" ulaşan ilk Türk ve müslüman."
|  | |
| |
|
| |
"UZUN BİR MOTOR YOLCULUĞU YAPMAYI DÜŞÜNÜYORSANIZ;
_ Değişik marka ve model motorlardan, hatta bir Citroen 2CV’den tutun da, karavanlara, kasası kapatılmış bir Unimog’a yada içi uzun yol için hazırlanmış otobüslere kadar çok değişik tipteki araçlarla böyle bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Karar vermeniz gereken tek şey, bu yolculuktan ne beklediğiniz olmalı. |  | |
| |
| |

|
| |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
Ali Nasuh MAHRUKI, Sinan KAZANCIOĞLU VE Selim TANSAL'ın 500 cc.lik ENFIELD'larla HIMACHAL PRADESH, ZANSKAR, LADAKH VE KASMIR yolculuğundan güncel yazı ve fotoğraflar...
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
| |
| |
|
| |
Outside dergisinin web sayfasında kendi savunmamı yayınlattığım gün, içim rahat etti ve sorun benim için kapandı. Ancak bu saçma problemde beni en çok rahatsız eden şey, Greg Child'ın uyduruk yazısı değil de, kendi ülkemdeki bir derginin, hatta bir dönem arkadaşım olan insanların, bu yazıyı bana hiç sormadan, hiç bir açıklama şansı vermeden, tamamen doğru kabul edip, üzerinde yorumlar yapmaları ve yayımlamaları oldu. |
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
Dünyanın en kuzeyindeki 7000’lik dağ olan Pobeda
dağı 7439 metrelik yüksekliği ve muazzam kütlesiyle dünyanın en soğuk dağı kabul ediliyor. Bugüne dek sadece bir kez, 1990 yılında Rus ve Kazak Milli
Takımlarının oluşturduğu 25 dağcıdan oluşan çok güçlü bir ekipten 5 dağcının kışın zirvesine ulaşabildiği Pobeda dağına 5 kişilik küçük ama son derece
deneyimli ve güçlü ekibimizle gittik. Yaz tırmanış istatistiklerinde, zirvesine çıkan her 6 dağcı için 1 dağcının hayatını kaybettiği bu zorlu tırmanışı
1994 yılında başarıyla gerçekleştirmiştim, ancak 2003 kışı Kuzey Yarımkürede alışılmadık derecede sert bir kış oldu. Derin kar, tehlikeli tırmanış
koşulları ve rotamız üzerinde aralıksız düşen çığlar sonucunda geri dönmeye karar verdik. |
|
|