AKUT Genel Kuruluna İki Hafta Kala Haberturk.Com Röportajı Üzerinden Başlatılan Operasyon Hakkında

Çok değerli AKUT’lu arkadaşlarım,

Bu uzun yazımda sizlere, şu son iki haftalık süreçte hayretler içinde fark ederek gördüklerimi ve anladıklarımı olanca açıklığıyla anlatmaya çalışacağım. Değişik zamanlarda AKUT’a katılmış olan, yarattığı değerle aramızdaki yerini kendi bulan, AKUT’un gerçek sahibi olarak gördüğüm sizlere, hiçbir zaman doğru olduğuna inanmadığım bir şey söylemedim, AKUT için neyin en doğrusu olduğuna inandıysam her zaman onu yaptım ve çevremdeki herkesi öyle yönlendirdim. Şu anda da, bu ilk kez yaşadığımız gerilimli sürecin içinde fark ettiklerimi, en açık haliyle sizlerle paylaşmam gerektiğine inanıyorum. AKUT içinde ilk kez başımıza gelen ve biraz da tehlikeli bir süreçten geçiyoruz. Kandırılmaya ve yönlendirilmeye çok açık bir süreç bu, hepimizin uyanık ve dikkatli olması gerekiyor. Bu noktada hepimizin ortak enerjisine, ortak aklına ve AKUT’umuza sahip çıkmasına ihtiyacımız var. AKUT’un bizlere ihtiyacı var…

AKUT Bingöl Ekibi’nin yayınladığı deklarasyon, tahmin edebileceğiniz gibi hepimizi sarsmış, beni de derinden üzmüş ve yaralamıştır. İlk günden itibaren AKUT’un başında ve her tür kararının içinde biri olarak, dahası AKUT Bingöl Ekibi’ni, rahmetli aziz kardeşim Veysel Aksoy’la birlikte kuran kişi olarak, aramızdaki ilk yanlış anlaşılmaya müsait konuda, sizlerden bu kadar sert ve doğrudan bir darbe almayı gerçekten beklemiyordum. Şaşkınlıkla izlediğim, haberturk.com röportajı sonrası fırtınalı süreci anlayabildiğim kadarıyla, kendimce iyi – kötü yazılı bir açıklama yapmıştım konuyla ilgili ve bunun tam olarak benden kaynaklanmayan bir iletişim kazası olduğunu, üzgün olduğumu açıklamaya çalışmıştım. AKUT Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlarımız da, bu talihsiz süreci ve neden bir daha tekrar etmeyeceğini olabildiğince anlatmaya çalıştılar sizlere ve her tür sorunuza cevap verdiler.

Önce şunu sormak istiyorum hepinize. Kurmaya karar verdiğimiz günlerden beridir bu Derneğin, bu fikrin başındayım. AKUT’u kuran ve temel kurallarını koyan iradeyi temsil ediyorum. Bugüne dek bir kere bile böyle bir yanlışım oldu mu burada, olmadı. Daha önce bir kez bile, AKUT benim aracılığımla siyasi bir mesaj veriyormuş gibi algılandı mı, algılanmadı. Bugüne dek buna benzer bir tartışma, yanlış anlaşılma aramızda yaşandı mı hiç, yaşanmadı. Peki hayatımızda ilk defa, sadece bir kere böyle bir tatsız olay yaşadık diye, üstüne üstlük ben de bu konuda elimden geldiği kadarıyla bir iletişim kazası yaşadığımızı, bundan dolayı üzgün olduğumu ve bundan sonra AKUT’la ve diğer konularla ilgili kendi görüşlerimi paylaşırken daha hassas davranacağımı söyledikten sonra, bu konuyu bu kadar büyütmek, hatta içinde siyasi görüşler de paylaşan bir deklarasyon yayınlamak, beni hiç yapmadığım, aklımın köşesinden bile geçmemiş şeylerle herkesin ortasında itham etmek, en basit ifadeyle biraz haksızlık etmek olmuyor mu acaba?

Şu veya bu sebeple, Yönetim Kurulu Başkanı olarak benim veya herhangi bir AKUT yöneticisinin, AKUT Disiplin İlke ve Etik Kurallarına uygun olmayan bir davranış içinde olduğumuzu düşünürseniz, ilk yapacağınız şey, siyasi deklarasyonlar yayınlamak yerine AKUT içindeki ilgili kurulları ve birimleri işletmek olmalıdır. Ve biraz da sabretmek tabi ki. Burası demokratik bir kitle örgütü, bir dernek. Bu tür konuların tamamı kurallar ve kanunlarla belirlenmiş ve koruma altına alınmıştır. Şikayetçi olduğumuz konularda, ilgili Dernek içi kurulları işletme alışkanlığı geliştirebilmek, hepimiz için en doğrusu olacaktır. Demokrasi kültürü bunu gerektirir…

Biz Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Disiplin Kurulu olarak, AKUT’u ve AKUT’luları ilgilendiren her konuda son derece hassas davranmaya büyük özen gösteriyoruz. Biliyorsunuz AKUT’un temeli güvendir, AKUT denince herkesin aklına güven ve güvenilirlik gelir. Hiçbir Ekip Liderimize veya gönüllümüze, haklarındaki herhangi bir suçlamada, iftirada, karalamada, telafisi zor bir zarar gelmesin diye, konuyu bir hafiye titizliğiyle takip edip, bir dünya mesai harcayıp olayın her şeyini, her detayını, ıcığını cıncığını anladıktan sonra bir karar vermeye çalışıyoruz. Bugüne dek Ekip Liderlerimiz hakkında belki yüz tane suçlama dosyası gelmiştir önümüze, hiçbirinde topun gelişine vurmamışızdır. Şu anda bile takip ettiğimiz henüz sonuçlanmamış dosyalar var elimizde. AKUT’un aceleye getirilmiş bir tek disiplin kararı yoktur arkadaşlar. Disiplin konularında birinize haksızlık etmekten, hakkınızı yemekten azami korkarız. Çünkü hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki AKUT adaleti, şeffaflığı, hesap verebilirliği ve tarafsızlığı ilke edinmiştir. AKUT demek güven demektir…

Değerli arkadaşlarım, burada hiç kimse bile bile yanlış bir iş yapmaz, hele ben hiç yapmam. AKUT içinde bir gün tekrar, buna benzer bir olayla karşılaşırsak ve çok önemli bir hata yaparsak veya yaptığımızı düşünürseniz, en azından, bizim sizlerin hakkını yememek, haksızlık etmemek için gösterdiğimiz özeni, bize de çok görmeyin lütfen…

Bu süreçte sağduyulu davranış bence şu olmalıydı; Evet şu anda bizleri çok rahatsız eden bir açıklama yapılmış gibi görünüyor, ancak bu durum AKUT için çok alışılmadık bir durum, acaba bir yanlışlık mı oldu? Yoksa bunun altında başka bir şey mi var? En önemli soru; peki bunun devamı gelecek mi? Nasuh veya YK bu konuda bir açıklama yapacak mı, yaptı mı, ne diyorlar? gibi sorular sormamız ve en azından biraz sabretmemiz gerekirdi.

Bu deklarasyonla, yıllardır hiçbir sorun yaşamadan AKUT’tan uzak tuttuğumuz siyaseti ve siyasi fikirleri, AKUT’un içine istemeden de olsa dahil etmiş olduk hep birlikte. AKUT Bingöl Ekibi’ndeki değerli arkadaşlarım, yıllardır gazetelerde okuduğunuz, TV’lerde izlediğiniz görüşlerim benim şahsi görüşlerimdir ve sadece beni bağlar. Ben de herkes gibi bir bireyim her şeyden önce. Ama sizin AKUT Bingöl Ekibi imzasıyla yayınladığınız bildiri, oradaki, buradaki ve her yerdeki AKUT kurumsal kimliğini bağlar. Öncelikle şunu söylemek isterim ki, AKUT Bingöl Ekibi olarak, bu tür siyasi içerikli bir bildiri yayınlama yetkisine sahip değilsiniz, bu yetkiye bizler de sahip değiliz, hiçbirimiz değiliz. Çünkü hepimizin, üzerimizde AKUT’u temsil eden bir şey varken, sigara veya içki içemeyiz kuralımız kadar yakından bildiği, AKUT siyasetle uğraşmaz çünkü AKUT siyaset üstüdür, diye temel bir kuralımız var. Her ne kadar, “Başkan ne cüretle rahatlıkla ayrıştırıcı olabilecek kendi siyasi fikirlerini AKUT’u temsilen söyleyebilir” diye düşünerek ve bu anlamda da haklı olarak bu çıkışı yapmış olsanız da, sonuçta ilk günden beridir uzak durmaya çalıştığımız ve bizi bile ayrıştırabilecek siyaset içimize girmiş oldu. Buna hemen müdahale etmeli ve içimizden derhal geri çıkarmalıyız…

Bizi şu kısacık sürede bu tehlikeli köşeye getiren süreci size kısaca hatırlatmak istiyorum; Geçtiğimiz günlerde, 17 Mayıs 2013 tarihinde haberturk.com sitesinde yayınlanan bir röportajımın arkasından, alışılmadık bir biçimde o kadar gürültü koparıldı ki, bir takım yanlış anlamalardan ve ilişkilendirmelerden kaynaklanan garip bir kriz sürecine girdik. Bayram değil, seyran değil nereden çıktı şimdi bu durum diye şaşırmakla birlikte, durumun ciddiyetinin farkında değildim. Yine de hemen iki gün sonra 19 Mayıs’ta  akut-uyeleri@akutgrup.com listesinde bu konuda elimden geldiğince bir açıklama yapmaya çalıştım ve Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlarımız da her sorana, olayı o ana kadar zannettiğimiz gibi, “bu bir iletişim kazası, istenmeden yaşanan bir durum, Nasuh da çok rahatsız ve üzgün, benzer bir olayın bir daha tekrarı olmayacak” diye anlatmaya çalıştılar, ama söz konusu deklarasyon sonuçta yayınlandı…

Size bu tatsız süreç hakkında anlatmam gereken çok önemli şeyler var arkadaşlar, dikkatle izlemenizi dilerim. Bir yanlış anlaşılmadan ve iletişim kazasından kaynaklandığını düşündüğümüz bu süreç aslında birileri tarafından planlanan ve uygulanan, bir süredir tasarlandığı belli olan AKUT’a karşı yapılmış bir operasyondur arkadaşlar. Amacı da, bugünün Türkiye’sinin en spekülatif konuları üzerinden, tam genel kurul öncesi, hem bizi birbirimize düşürmek hem de dışarıda Nasuh Mahruki’yi faşist ve ırkçı ilan edip, üzerimdeki saygın, güvenli, temiz algıya zarar vermektir. Genel Kurul öncesinde, içimizden bazılarını şahsıma karşı kışkırtmaktır ve eğer becerebilirlerse AKUT Yönetim Kurulu Başkanlığından beni uzaklaştırabilmektir, en azından Dernek içindeki etkinliğimi azaltmak ve Atatürkçü sesimi kısabilmektir. Twitter ve Facebook’larda bir karşı kampanya saldırganlığıyla paylaşılan yorumların en kışkırtıcı olanlarını ve Atatürkçü olmayan AKUT’a giremez demiş olsam bile, – ki bu şekilde demedim, burada ancak Atatürk karşıtları AKUT’a giremezi ifade etmek istemiş olabilirim, – AKUT’un 17 – 18 yıldır kurtardığı, 1300 küsur operasyondaki 1600 canı bir kalemde silebilecek kadar vicdansızca ve ahlaksızca, AKUT Atatürkçü olup olmadığını soruyormuş kurtardıklarına, AKUT Atatürkçü olmayanları kurtarmıyormuş gibi, akılları zorlayacak kadar uçuk yorumlar yazarak, insanları bana ve AKUT’a karşı gaza getirmeye çalışanları, bu gözle bir daha değerlendirmenizi isterim.

13 Mayıs’ta, bugüne dek evimde verdiğim yüzlerce röportajdan birinde, öyle söylemediğim ama öyle söylemişim gibi yansıtılmış başlığa taşınmış katı bir ifade ve bu başlığa bağlı olarak, röportaj içindeki bölük pörçük alınmış kendi siyasi fikirlerimin de AKUT adına söylendiği algısının yaratılması üzerine, Bingöl Ekibimizin bir karşı bildiri yayınlamasıyla, AKUT içine, hiçbirimizin istemediği siyaset ve siyasi görüşler giriverdi. Bu durum kabul edilemez ve sürdürülemez bir durumdur arkadaşlar. Burada yapılabilecek en yanlış hareket, neden ve nasıl buraya geldiğimizi kavrayamayıp, pozisyonlarımıza asılarak, görüşlerimizi savunarak, itişe kakışa yolumuza devam etmeye çalışmak olacaktır. Bu yolun varabileceği bir menzil yoktur. Bizi bunca yıllık tertemiz ve siyasi çatışmasız tarihimizde, bugün ittirerek düşürmeye çalıştıkları yer işte bu tehlikeli karadeliktir…

Burada yapılacak en doğru hareket ise, burada durmak ve tekrar, herkesten iyi yaptığımız gönüllü görevimize, arama ve kurtarma çalışmalarına ve AKUT’un projelerine odaklanarak kendi asli Dernek içi konularımıza dönmemiz ve ülkemize çeşitli hizmetlerimize devam etmemiz olacaktır. Herkesin kendi bölgesinde, haberturk.comröportajı ve Bingöl Ekibi deklarasyonu öncesi sürece dönüp elinden gelenin en iyisini, en güzelini yapmaya çalışması, bizi en kısa sürede kendi doğal günlerimize geri döndürecektir. Bu konuda şüpheniz olmasın, biz elbirliğiyle bunu rahatlıkla yapabilecek kapasitedeyiz…

Bu arada şu konuda da ne kadar hassas olduğumu bilmenizi isterim. Bende konu çok biliyorsunuz, her röportaj isteyene soruyorum önce, ne konuşacağız diye; dağcılık, kişisel gelişim, motosiklet, fotoğraf, seyahat gibi benim konularımı mı, yoksa AKUT’u, sivil toplumu, sosyal sorumluluğu, gönüllülüğü mü konuşacağız. Röportajımın yerini bile ona göre seçiyorum, AKUT’un konularıyla ilgili konuşacaksak AKUT’a gidiyorum ve orada karşılıyorum gazetecileri, televizyoncuları ve AKUT’ta fotoğraf veriyorum. Yok eğer genel konuşacağız diyorlarsa da evde yapıyoruz. Bu da sonuçta genel bir çok konuyu konuştuğumuz bir röportajdı, o yüzden evde yapmıştık.

Haberturk.com’a evimde, çalışma odamda çok geniş kapsamlı bir röportaj veriyorum ve 3 saatten fazla dünya kadar konudan, spor hayatımdan, özel hayatımdan, bebek beklediğimizden, kitaplarımdan, kişisel gelişim konularından, AKUT’tan, güncel olaylardan, dünyadan, ülke hakkındaki görüşlerimden, siyasi fikirlerimden hemen her telden konuşuyoruz. Ve çalışma odamda yaptığımız, dünya kadar konudan bahsettiğimiz röportajımız, 4 – 5 gün sonra, sertliği ve benim kullanmadığım bir ifade olması nedeniyle beni de rahatsız eden, röportajın içinde AKUT görece az olduğu halde, “Atatürkçü olmayan AKUT’a giremez” başlığıyla yayınlanıveriyor.

Hoppalaa…

Her şeyden önce röportajın ana ekseni AKUT değildi ve Nasuh Mahruki’yi konuştuğumuz sıradan bir ev röportajımızda başlığın AKUT’la ilgili atılması alışılmadık bir durum oldu. Söz konusu ifade, benim kendi ifademden cımbızlanıp kısaltılarak alınıp, hem de başlığa taşınınca, o ifadeye benim yüklemeye çalıştığım anlamdan çok daha sert ve uzlaşmaz bir görüntüye bürünmüş oldu ve Maşallah tüm Türkiye’de değilse bile, AKUT’un bulunduğu bazı bölgelerde, hemen herkes bir anda haberdar oldu ve birkaç gün içinde görmezden gelemeyecek kadar sık karşılaştı ve bu ifade bir şekilde benim üstüme yapıştırıldı. O koca söyleşiden bu kışkırtıcı başlığı üretip, bunun üzerinden bu kadar gürültü, bugünün çok karmaşık Türkiye’sinin saatlik dilimler içinde değişen çok yoğun gündeminde, ancak birileri bunu iş edinirse çıkabilir. Size bir şey itiraf edeyim; benim hiçbir röportajım bu kadar paylaşılmamıştı ve yorumlanmamıştı hayatımda… Neden dersiniz acaba?

Sevgili arkadaşlar ben Türkçeyi en iyi kullanan insanlardan biriyim. Ne ifade etmek istersem onu en küçük bir yanlış anlamaya müsade etmeyecek şekilde rahatlıkla ifade edebilirim. Hayatımı, uzun yıllar profesyonel dağcılık yaptıktan sonra, yine uzun yıllardır yazarak ve konuşarak kazanıyorum. Bu tür bir sürü konudaki fikirlerimi her ortamda paylaştığım ve her hafta en az 2 – 3 röportaj, 2 – 3 seminer verdiğim bir yaşamda, ben kendimi bu kadar yanlış ifade edemem. Ben hasta mıyım ki, AKUT’un genel kuruluna iki hafta kala bu kadar kışkırtıcı bir çıkışı durduk yerde yapayım, herkesi karşıma alayım. Bu süreç birileri tarafından icat edildi, yönlendirildi ve hedefine yollandı sevgili arkadaşlarım ve sonuçta hepimizi de, daha önce aramızda konusu bile hiç olmamış çok değişik düşüncelere savurdu. Birlikte çözmemiz gereken asıl problem de tam olarak budur işte…

Değerli AKUT gönüllüsü arkadaşlarım, ben en az 10 yıldır, doğru olduğuna inandığım kendi siyasi fikirlerimi her uygun platformda dile getiriyorum, hem de bir yerleri rahatsız edecek kadar yüksek sesle. Bugün yaşadığımız bu süreç, bunun bir yansımasıdır. Birileri, AKUT’taki dostlarımı, tam genel kurul öncesinde bana karşı kışkırtarak, benim sesimi kısmaya çalışıyor…

Bugüne dek dünya kadar röportaj verdim ve TV programına katıldım siyasi görüşlerimle ilgili. Siyasi içerikli olarak, İsviçre Lozan’da, Paris’te, Kıbrıs’ta, İzmir’de, Ankara’da, İstanbul’da, vs bir dolu etkinliğe katıldım, hatta bazılarında kendi görüşlerimi de dile getirdim miting alanlarında ama bugüne dek bir kere bile bu görüşlerim AKUT’un hanesine yazılmadı. Sözlerim hiçbir zaman AKUT’un sözleri olarak yorumlanmadı. Ne ben AKUT’u temsil ettim siyaseten ne de insanlar, medya, Türkiye, Türk Milleti, herkes, benim sözlerimi AKUT’un sözleri olarak algıladılar. Çünkü ben daha 26 yaşındayken kurmaya karar verdiğimiz AKUT’u, bugün 45 yaşına gelene kadar, siyasi fikirlerin potansiyel ayrıştırıcılığından ve çatışmalarından uzak tutmayı bir görev bilerek ve bu konuda çok hassas davranarak bugünlere getirdik. AKUT’un siyaset üstü olduğunu ve Atatürkçü duruşunu bugün bütün Türkiye, bütün Türk Milleti bilir…

Ta ki haberturk.com’daki, başlıkta değiştirilmiş, biraz özensiz kaleme alınmış o talihsiz röportaja kadar her şey yolundaydı aslına bakarsanız. O röportajda söylediğim fikirler, bazıları başı sonu olmadan yazıldığı için biraz garip dursa da, benim şahsi fikirlerimdir ve her zaman olduğu gibi sadece beni bağlar. Benim de kendime göre bir dünya görüşüm ve bir siyasi pozisyonum var. Sonuçta düşünen, okuyan, yazan, araştıran, merak eden, şüphe eden, doğrusunu öğrenmek isteyen, bu konuda çaba gösteren normal bir insanım ben de. Ama kendi siyasi pozisyonumu, fikirlerimi, siyaset üstü olması en büyük güçlerinden biri olan AKUT’a hiçbir zaman taşımadım, taşımayı düşünmedim, aklımdan bile geçirmedim. Oturup etraflıca konuşsak, bir çoğunuzu kendi düşüncelerimin bir çoğuna ikna edebileceğime de eminim ama bugüne dek Dernek içinde hiçbir zaman böyle bir işe kalkışmadım. Çünkü hepimizin bildiği gibi, burası yeri değil…

Demokratik kitle örgütlerinin ne olduğunu ve ne olmadığını çok iyi bilirim. Üniversitede öğrencilik yıllarımdan bu yana aktif olarak sorumluluk alıyorum içlerinde. STK’ların gerçek potansiyelini Türkiye’ye öğreten birkaç kişiden biriyim. Buralarda ne yapılırı, ne yapılmazı, ne yapılmamalıyı dediğim gibi iyi bilirim. 17 – 18 yıldır elime binlerce fırsat geçmişken, bu tür bir yola hiçbir zaman yeltenmemiş biri olarak, AKUT tarihinde bu yönde basında çıkan ilk haberde, bir an evvel bana haddimin bildirilmesine çalışılmasına alınma sebebim de bundandır.

AKUT içinde para, din, siyaset, ırk gibi ayrıştırıcı konulardan uzak durma ilkesel duruşumuzu, bugüne dek büyük bir hassasiyetle korumaya çalışmamızın ne kadar haklı olduğunu, bugün, bu yaşadığımız süreçte bir kez daha görüyoruz. Her birimizin farklı tercihlerde bulunabileceği bu konular bizi ayrıştırabilir ve asli sorumluluğumuz olan hayat kurtarma misyonumuza zarar verebilir düşüncesiyle, AKUT içine girmesine izin vermediğimiz siyasi görüşler ve tercihler, bugüne dek ilk kez AKUT içerisinde herkesin gözü önünde dile getirildi…

Biz AKUT’tan siyaseti ilk günden itibaren uzak tutmaya, zaten tam da bu yüzden özen göstermiştik ve o ilkesel kararı almıştık, daha AKUT’u kurmadan önce… Siyasi ayrışma bazen o kadar tehlikeli olabilir ki, insanın gözünü kör eder ve komşuyu komşusuna, kardeşi kardeşine, insanı insana düşman eder. Bugüne dek AKUT içinde gayet sorunsuz gitmişti her şey. Bu konular aramızda hiç konuşulmadığı için, her inançtan, her siyasi fikirden insan, hiçbir sorun yaşamadan rahatlıkla aramıza girebildi. Ta ki haberturk.com’da çıkan o kışkırtıcı röportaja kadar bu özelliğimiz hiç zorlanmamıştı ve bu şekilde hiç sınanmamıştı…

AKUT’un siyaset üstü duruşu ve insan merkezli, çağdaş ve evrensel değerlere bağlı kültürü, her görüşten insanı etkiliyor ve oldukları gibi aramızda yer bulmalarını kolaylaştırıyor. Aramızdaki herkesi, sadece kardeşimiz, dostumuz, yoldaşımız olarak görerek ve O’nu fikirleriyle, inançlarıyla değil, AKUT’a kattığı değerle ölçerek aramıza alırız. Farklı görüşlerdeki insanların, diğergam duygularla, ortak bir amaç uğruna bir araya gelme ve işbirliği yapabilme örnekleri ülkemizde maalesef çok azdır. İnsanlar bu özelliğimize müthiş saygı duydular ve bizi, sadece bizi bugünkü yerimize oturttular. Türkiye’de AKUT kalitesinde ve kalibresinde bir oluşum daha yoktur ve bence önümüzdeki on yıllarda da kurulamayacaktır arkadaşlar. AKUT hepimizin özgün, cesur, kararlı, inançlı, fedakar ve çağdaş değerleriyle ve en önemlisi süreklilik arz eden istikrarımızla, ortak çabamızla bugünlere gelebilmiştir ve koskoca ülkede sadece bir Tanedir…

AKUT’u korumak hepimizin boynunun borcudur…

Bildiğiniz gibi AKUT, siyasetle uğraşmayan bir sivil toplum örgütüdür. Dernek içinde para, din, politika, ırk gibi konular konuşulmaz. Tamamen hayat kurtarma odaklı çalışan AKUT, siyaset üstü konumunu her zaman büyük bir dikkatle korumuştur. AKUT siyaset üstüdür ama aynı zamanda Atatürkçüdür, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı bir sivil toplum kuruluşudur ve bu, bizim için Tüzüğümüzde de beyan edilmiş ilkesel bir duruştur. Atatürkçülük, bizim için siyasi bir duruş veya tercih değildir. Atatürkçülük, CHP’li, MHP’li, AKP’li, BDP’li, veya herhangi bir siyasi partili olmaktan öte bir şeydir. Bu siyasi partilerin herhangi birinin veya başkalarının izleyicisi olup da Atatürkçü olunur. Atatürkçülük, tam bağımsızlığı ve Ulusal Egemenliği merkeze alan bir anlayıştır. Sürekli çağdaşlığı hedefleyen ve çağa ayak uyduramayan her şeyi geride bırakarak önüne bakmayı salık veren ilerici, gerektiğinde de devrimci bir duruştur.

Atatürkçülük, Türkiye’yi çağdaş dünyanın layık olduğu bir parçası yapmayı hedefleyen, kaynağını Atatürk’ün ilericiliğinden ve devrimciliğinden alan fikirler ve eylemler bütünüdür. İçinde Ne Mutlu Türküm Diyene’yi, Türkiye Cumhuriyetini Kuran Türkiye Halkına Türk Milleti Denir’i, Türkiye Devleti, Ülkesi ve Milletiyle Bölünmez bir Bütündür’ü, Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi, hangi etnik kökenden gelirse gelsin, Türk Milleti’nin asli bir unsuru olarak benimsemeyi ve daha bir çok birleştirici, bütünleştirici unsuru barındıran, özgürlük ve bağımsızlık karakteri olan ve Türkiye’mizin, çağdaş medeniyetler içinde layık olduğu yere ulaştırılmasını hedefleyen, bütün bu uzun ve meşakkatli yolu da Atatürk İlke ve Devrimleri ve Atatürk Milliyetçiliği çerçevesinde, Cumhuriyetin kazanımlarıyla birlikte, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olarak, sürekli ve düzenli iyileştirme, geliştirmeyle ileriye, çağdaşlığa, daha fazla demokrasiye ve daha fazla birey hak ve özgürlüklerine ulaştırmaya çalışan, insan merkezli bir fikirler ve eylemler bütünüdür. Ve içinde çağdaşlığa, bilime, insana, doğaya, varoluşa aykırı bir tek satır, bir tek fikir bile yoktur. Her şeyi, her düşüncesi, her uygulaması yaşamla, yaşamın doğasıyla uyum içindedir.

Atatürkçülük siyaset değildir, bu ülkede yaşayan herkesin, her şeyini borçlu olduğu Cumhuriyeti kuran, kahraman, çağdaş, akılcı ve ilerici iradedir. Yaşamın kendi doğası gibi bir yaşam boyu süregiden bir duruş, anlayış ve eylem biçimidir.  AKUT da Atatürkçü ilke ve değerlere bağlı bir STK’dır. Benim bu konuda yıllardır söylediklerim de sadece bunlar zaten ama bu sefer söylediklerim eğilip bükülerek, cımbızlanarak kışkırtıcı hale getirilip, sıradan bir ev röportajının gereksiz yere başlığına taşınarak, daha sonra da bu ifadeler özel seçilmiş bir takım yerlerde medya bombardımanıyla, provokatif sosyal medya yorumlarıyla paylaştırılarak polemik konusu yapıldılar ve bugünün hassas konjonktüründe de, hem bizi kendi içimizde kışkırttılar hem de kamuoyunun bazı kesimlerini bana ve bize karşı kışkırtmayı başardılar ve hepimizi ziyadesiyle rahatsız ederek, tam genel kurulumuz öncesinde bu zor duruma soktular…

AKUT’un Atatürkçülüğü zaten neredeyse Uzaylıların bile bildiği bir gerçek olduğu için, yaygın medyada pek kimse alınmadı, Atatürkçü olmayanın AKUT’a giremeyeceği kaba başlığına. Bu başlığın yarattığı sansasyon özellikle bazı AKUT Ekiplerinin bulunduğu bölgelerimizde yoğunlaşarak yansıtıldılar ki, buralarda yerel yönetimlerden, milletvekillerinden ve tüm çevreden bir baskı olsun ve bazı AKUT Ekip Liderlerini ve gönüllülerini, AKUT Genel Kurulu’na günler kala Başkan’a karşı kışkırtabilsinler. Sevgili arkadaşlarım, bu yaşanılan süreç kendi doğallığıyla gelişmemiş, genel kurulumuzdan hemen önce yapay olarak yaratılmış, ahlaksız ve hukuken de suç olan bir süreçtir ve dediğim gibi amacı da, mümkünse Nasuh Mahruki’yi devirmek ve kamuoyundaki olumlu algısına olabildiğince zarar vermektir.

Şaşırmayın arkadaşlar, AKUT Türkiye’de eşi benzeri olmayan, çok özel ve çok güçlü bir STK. Atatürkçülüğü ve çağdaş değerleri bünyesinde barındırdığı ve hiçbir ayrıştırıcı konuya takılmadan, bitaraf olanın bertaraf olduğu, kendisi gibi olandan başka herkesin ötekileştirildiği bugünün Türkiye’sinde, her tür insanı güle oynaya içine alabildiği için, herkesin gözü önünde ve takibinde bir sivil toplum kuruluşu. AKUT’u kendi kontrollerine almak ve kendilerine benzetmek isteyenlerin olması normal. Ben buradayken bunu yapamayacakları da ortada…

Bir iletişim kazası değil de, her aşaması çok dikkatli planlanmış bir iletişim saldırısı olan bu süreçte, tekrar eski pozisyonlarımıza dönmemizin en doğrusu olduğuna inanıyorum. Bingöl Ekibimizin üzerlerindeki siyasi ve yerel baskının ne kadar yoğun kurulduğunu biliyorum ve deklarasyonlarının arkasındaki haklı sebeplerini çok iyi anlıyorum. Bizi bu şekilde karşı karşıya getirenlere, aramıza bu en tehlikeli tohumu ekmeye çalışanlara kızıyorum asıl. Şu 11 günde yaşadığımız saçmalıkları, 11 yıllık can dostluğumuzla geride bırakabilmeliyiz. İnsanlar hangi siyasi görüşü savunursa savunsun, neye inanırsa inansın, bizim için önemli olan AKUT’a kattıkları değerdir. AKUT içine sokmadıkları sürece, herkesin siyasi görüşü, düşüncesi veya inancı sadece kendisini bağlar. AKUT Bingöl Ekibinin her bir gönüllüsü, tüm diğer AKUT gönüllüleri gibi benim gözümde birer kahramandır ve çok değerlidir. Bingöl Ekibimizin cesareti, özverisi, bugüne dek gerçekleştirdikleri o zorlu kurtarmalar ve önce Bingöl’e, sonra tüm ülkeye kattıkları değer, tarihinin en güzel ve en onurlu sayfalarında yerini almıştır. Bu gerçeği kimse değiştiremez…

Veysel’in bizlere yadigarı, ilk Doğu Ekibimiz AKUT Bingöl Ekibiyle bu onurlu yolda birlikte olmaktan, gönüllü olarak ülkeme hizmet etmekten çok mutluyum. Bingöl’de elde ettikleri her başarıdan, her kurtarmadan büyük gurur duyuyorum ve kendime de pay çıkararak, ülkemin her köşesinde etkileri olan faydalı, iyi bir yurttaş olduğumu hissediyorum. Yaşadığım topluma değer kattığımı görüyor ve kendimi iyi, yaşamımı mutlu hissediyorum. Sizlerin de kendi bölgelerinizde benzer duygular yaşadığınıza eminim…

Bence artık geldiğimiz yer itibariyle yapacağımız en akıllıca şey, bu tartışmaları arkamızda bırakıp AKUT’umuzu siyaset üstü konumuna geri getirmek, bu tür siyasi konuları tamamen hayatımızdan çıkarmak, bunları bir daha AKUT içinde dile getirmemek ve yaşanılanları aklımızdan uzaklaştırıp, gönüllü sorumluluklarımıza, normal yaşantılarımıza geri dönmek olacaktır. Eminim çok kısa sürede, hem zihnen hem fiilen genel kurulumuzdan hemen önce yapılan bu manipülasyon öncesi günlerimize geri dönmüş olacağız.

Çok değerli AKUT üyesi arkadaşlarım, Genel Kurula, başta Bingöl Ekibimiz olmak üzere mutlaka hepiniz gelmelisiniz. Ve tüm Türkiye’ye, bu tür yapay ayrıştırmaların, provokasyonların, adice oyunların, aramıza nifak sokmak isteyen manipülasyonların, medya yönlendirmelerinin bizi asla bölemeyeceğini ve aramızdaki hayat kurtarma ve ülkemize hizmet etme kardeşliğine, birliğimize, beraberliğimize ve bağlılığımıza asla zarar veremeyeceğini hep birlikte haykırmalıyız…

Sevgili arkadaşlarım, AKUT’un tarihinde ilk kez yaşadığımız, genel kurulumuza bu dışarıdan müdahale süreci için çok şaşkınım, çok üzgünüm ve açıkçası endişeliyim. 21. yüzyılın Türkiye’sinde bu ne cüret, bu ne hadsizlik, inanamıyorum. Ne söyleyeceğimi, ne düşünmem gerektiğini bilemiyorum ve hepinizin ortak aklına ihtiyacım var. Keşke bunlar hiç olmasaydı, yaşanmasaydı. Yine de, hep birlikte bunu da aşacağız evvel Allah. Sonra da hesabını soracağız elbet…

Genel Kurul’da sizlerle paylaşmak istediğimiz aslında bir dünya güzel haberimiz var. Son 3 yılda yaptıklarımızı üst üste koyunca insan gerçekten etkileniyor, biz mi yaptık bunların hepsini diye. Evet hepsini biz yaptık, hep birlikte yaptık. AKUT’ta birleştiğimiz ve birbirimize inandığımız için, AKUT’a güvendiğimiz, gönül verdiğimiz için yaptık, yapabildik. Bu paha biçilemez özelliklerimiz en büyük gücümüzdür, her şey bir yana, onlara sıkı sıkı sarılmalıyız…

Bu arada 1 Haziran Cumartesi akşamüstü, eğitimlerden hemen sonra mangal partimize geçmeden, salonda biraz daha devam ederek, tam genel kurul öncesi AKUT’a yapılmaya çalışılan bu operasyonu konuşabiliriz. Biz sizlerle elimizdeki bilgileri paylaşırız, sizlerdekini konuşuruz ve ne yapmamız gerektiğini hep birlikte bulmaya çalışırız…

Bir – iki gün sonra, Genel Kurul’umuzda görüşmek üzere…

Sevgilerimle…

Ali Nasuh Mahruki