|
NASUH MAHRUKİ, TDF BAŞKANLIK ADAYLIĞI AÇIKLAMASI
|
|
27-11-2006
|
Değerli dağcı dostlar ve dağcılığa gönül verenler;
Son 5 yılda sayısız kereler pek çok farklı kaynaktan, pek çok şikayetle birlikte, Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun yönetimine talip olmam konusunda istek ve öneri aldım. Ancak AKUT derneğinde üstlendiğim sorumluluklar ve zaman konusundaki endişelerim nedeniyle geçtiğimiz haftalara dek kafamda bu yönde bir görüş şekillenmedi.
TDF’nin özerkleşmesine bağlı olarak 10 Aralık 2006 tarihinde yapılacak olan yeni başkanlık seçimi dolayısıyla camiada takip ettiğiniz gibi bir hareketlilik başladı. 11 – 12 Kasım 2006 tarihinde Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenen toplantıda kendi kendine gelişen ortak görüşleri ve TDF’nin son 9 yıldaki yönetim anlayışı ile yapılanları, yanlış yapılanları ve yapılamayanları dinledikçe ve öğrendikçe, bu konudaki kişisel gerekçelerimle benden istenen görevi daha fazla elimin tersiyle itmeye devam edersem, pek çoğunuzdan daha fazla olmak üzere hayatımı adadığım ve en büyük mutluluklarımı yaşadığım bu asil spor dalına karşı sorumluluklarımdan kaçıyormuş duruma düşeceğim düşüncesi ağır basmaya başladı.
2 hafta kadar önce yapılan sözkonusu toplantıda, türlü sebeplerle 10 yıldır birarada durmayı başaramayan dağcılık camiasının, artık TDF’nin 1970’lerin anlayışı ile Türk Dağcılığı’nı yönetmeye çalışması, açıkça bir takım eksikleri olan mevcut yönetmeliğe sırtını dayayıp kendi dışındaki faaliyetleri dağcılık olarak bile saymayan, kendi faaliyetlerine katılmayanları dağcı olarak değerlendirmeyen ayrımcılığı esas alan yönetim anlayışının kesinlikle değiştirilmesi gerektiği yolundaki ortak duruşu ve mevcut şartlar altında bu görev için de benim adım üzerindeki fikir birlikteliği ile bu sorumluluğun, sporculuk ve örgütçülük geçmişim gereği benden beklenmesi üzerine, konuyu enine boyuna düşünmeye başladım.
Geçtiğimiz 10 günde de bu projenin ne kadar gerçekçi olduğunu anlamak için detaylı bir çalışma yaptı arkadaşlarımız. Tahmin ettiğimiz gibi TDF’nin mevcut yönetim yapısı, Türk Dağcılığı’nın gelişmesinde ve dünya dağcılığında varlığını sürdürmesinde göstermediği özeni, delegelerin seçiminde büyük bir titizlikle gerçekleştirmiş. Kimseyi suçlamak için söylemiyorum ama temsil konusunda büyük sorunlara yol açacağı aşikar olan bu yönetmeliğe dayanarak İstanbul gibi 10 küsur milyonluk bir şehirde sadece bir tek delege bulunurken, 365.000 nüfuslu Rize’den 20 delege çıkarılması gibi, biraz vicdanı olan herkesin “vay canına” diyeceği bir model kurulmuş burada. Bu örneği elbette ki başka bazı iller için de vermek mümkün. Şu 10 gün içerisinde edindiğim izlenim, TDF’deki yönetim anlayışının iyiniyetten uzak ve tamamen mevcut yapı içerisindeki staükoyu korumaya dönük bir modelle hareket ettiği, Türkiye Dağcılığı’na verdiği hizmetleri de hep bu eksende kurgulayarak, götürdüğü her hizmetin karşılığında, sistemin devamlılığını da garanti edecek bir yapının kurulduğu yönündedir.
Bu anlayış sadece TDF’nin kendi içinde kalsa ve kendi dışında dağcılıkla uğraşanların da sportif faaliyetlerini bildikleri gibi yapmalarına müsaade etseydi, belki bugün bunları konuşuyor olmazdık. TDF’nin bize garip gelen uygulamalarını daha önce de yaptığımız gibi ilgilenmeyerek, üzerinde durmayarak geçiştirebilirdik. Nasıl olsa dağa gitmek için TDF’ye kimsenin ihtiyacı yok ve hepimiz Allaha şükür, TDF bünyesinde yapılan tırmanışlardan çok daha üst seviyelerdeki tırmanışları yurt içi ve yurt dışında başarıyla sürdürüyoruz. Ancak son yıllarda yaşadığımız gibi, TDF yönetiminin dağlara gitmeyi izne bağlamaya kalkması ve aldığı büyük tepki sonucunda geri adım atmak zorunda kalması, dağlarda hayatını kaybeden dağcı dostlarımızın arkasından bizim lisanslı sporcumuz değil diyerek herkesi rahatsız etmesi ve “bizden ve bizden olmayan” anlayışını TDF’nin bakış açısı haline dönüştürmesi gibi konular, eğer bu gidişe müdahale etmezsek, etki alanını yaymak için fırsat kollayan bu anlayışın, hayatımızın merkezine oturttuğumuz bu güzel sporu kendi vatanımızda bile sağlıklı bir şekilde yapamayacağımızı düşündürtmeye başladı hepimize.
Kendi adıma, Türkiye’nin muhtemelen eğitim seviyesi en yüksek spor branşlarından biri olan dağcılığın bu duruma layık olmadığını düşündüğümü bilmenizi isterim. TDF başkanlığına aday olmam konusundaki önerileri bugüne dek hep reddettiğim halde, 14 yıl önce yüksek irtifa tırmanışlarını bu ülkede tekrar başlatan ve ayyıldızlı bayrağımızı dünyanın en yüksek, en zorlu zirvelerine taşıyan kişi olarak, TDF bünyesinde sporumuzun bugünkü konumunun, benim kuşağımın dağcılarının 10 yıl önce ulaştığı yerden bile geri kaldığını görmekten artık had safhada rahatsız olduğumu eklemek isterim. Bunu söyleyince hemen 19.000 küsur lisanlı sporcumuz var, bu kadar ilde şu kadar kulübümüz var cevabını söyleyenlere şunu sormak isterim; Bu kadar kulüp ve lisanslı sporcu varsa neden elle tutulur bir başarı yıllardır yok sporda. TDF’nin imkanlarıyla Demavend Dağı tırmanışına milli sporcu olarak göğüslerinde Türk Bayrağı ile 11 bölgeden 13 sporcu götürüldü diye gidenler tarafından TDF övülürken, aynı günlerde Everest Dağı’na kendi yarattığı imkanlarla giden ORDOS’un, bayan sporcular dahil onda on başarısını Türk Dağcılığı kutlarken, Demavend Dağı’nda Milli Takımımızdan sadece 5 sporcunun zirveye varabildiği hiçkimseyi rahatsız etmiyor mu? Bu nasıl bir milli takım seçme anlayışıdır. Bizler 12 yıl önce Türk Milli takımına girebilmek için, TDF’den gelen davet üzerine formlar doldurmuş ve 120 başvurudan seçilen 27 kişi Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu’nda performans, kuvvette devamlılık, dayanıklılık ve refleks testlerine, yüzlerce soruluk psikolojik testlere, kaygı ve endişe testlerine girmiştik. Bunun sonucunda da 11 kişi yüksek irtifa tırmanışları için seçilmişti. O zamanlar öyle seçilirdi Milli Takım ve kısıtlı olan imkanlar en yüksek şansı olanlar ve hakedenler için kullanılırdı.
TDF’nin sporu yayma vizyonu ile, 10 yıl önceye kadar neredeyse sadece üniversitelilerin elinde olan dağcılığın geniş kitlelere yayılmış olması hepimizi elbette ki gururlandırıyor. TDF’nin bu konudaki başarısını takdir ettiğimi her fırsatta ve her ortamda ifade ediyorum, bunu Alaaddin Karaca’ya da muhtelif kereler söyledim. Yönetime hangi ekip gelirse gelsin bu yapıyı güçlendirerek ve yaygınlaştırarak sürdürmelidir. Dağ sevgisi bizim genlerimizden, Ata kültürümüzden gelir, daha önceleri evinin arkasındaki dağa tırmanılabileceğini aklından bile geçirmeyen pek çok kişi, TDF’nin öncülüğünde bu asil sporu tanımış, öğrenmiş, sevmiştir ve bizler gibi heyecanla bu sporu yaşamaktadır. Bu gelişmeyi kimse olumsuzlayamaz. Ancak bu gelişmeler, kendisinden önceki yönetimlerde geliştirilen ve Türk Dağcılığı’nı artık 7000’lik – 8000’lik zirvelere taşıyan yetişmiş, deneyimli yıldız sporcuların ve çoğunun bağlı olduğu 20 – 30 yılı aşan geçmişe sahip olan kulüplerin neden 9 yıldır görmezden gelindiğini kabul edilir kılmaya yetmiyor. En kolay söylenen “yönetmelikler böyle” cevabını kabul etmiyorum. Adil ve şeffaf çalışma anlayışında olduğunu iddia eden bir yönetimin bu çarpık durumu çözecek önlemleri de düşünmesi gerekirdi. İlan edilen lisanslı sporcu rakamlarını ve tescilli kulüp sayılarını, sporun ulaştığı seviye, elde edilen başarılar ve etkinliklerdeki kalite gözönüne alındığında, bu sayısal veriler, dünyanın yedi kıtasında çok değişik seviyelerde sayısız tırmanış yapmış profesyonel bir dağcı olarak beni tatmin etmemektedir.
Değerli dağ dostları; yukarıda kısaca değinmeye çalıştığım konuların ışığında, bir karar verme süreci yaşadığımı ve bu sürecin sonunda mevcut delege sisteminin adil temsilden uzak olduğunu hatta bazılarının sadece statükonun devamını sağlamak üzere seçildiğini düşündüğüm halde, tabandan başlayan ve artık önlenemez seviyeye ulaşan bu onurlu dip dalgası hareketini görünce, daha fazla bu sorumluluktan kaçamayacağımı görüyor ve bu kadar emeği boşa çıkarmaya hakkım olmadığını düşünüyorum. Yine de bu bir seçimdir, hem de hazır olmadığımız, meşruiyeti de tartışılabilir bir seçim ve sonuç iki türlü de olabilir. 10 Aralık’ta sonuç ne çıkarsa çıksın, bu seçime, herşeye rağmen kendi adıma büyük bir risk üstlenerek, 9 yıldır TDF’nin dışında bırakılan dağcılar için girdiğimi lütfen unutmayın.
Hayatım boyunca bir görev insanı olarak hareket ettim. Gerçekçi olduğu ve gerektiğine inandığım sürece ne görev üstlenmekten ne de sorumluluk almaktan kaçtım ve üzerime aldığım işleri her zaman büyük bir ciddiyet, dikkat ve özenle takip ettim. Bugün itibariyle 27 kulübün ve 550’nin üzerinde dağcılığa gönül vermiş insanın imzaladığı deklarasyonun gereğinin yapılması için TDF başkanlığına aday olma konusunu da bir görev olarak kabul ediyor ve yaşanan sıkıntıları çözebilmek için yapılması gereken herşeyi çağdaş, demokratik ve şeffaf bir anlayışla birlikte oluşturacağımız ekiplerle takip edeceğimizi ifade etmek istiyorum.
Son söz olarak şunu söylemek isterim; Türkiye Dağcılığı’nı 1970’lerin anlayışından kurtararak çağdaş ölçülerin üzerine çıkarmak, benim ve diğer yıldız sporcuların yıllar önce yaptıklarını daha ileri seviyelere taşıyacak yeni nesiller yetiştirerek ulusal ve uluslararası başarılara imza attırmak, dağlarımıza her konuda sahip çıkarak korunarak kullanılmasını sağlamak, dağcılığı; ‘sağlıklı yaşam için’ ve ‘herkes için’ spor felsefesiyle yediden yetmişe çok daha geniş kitlelere sevdirmek, son yıllarda gittikçe güçlenen; “bizden ve bizden olmayan” ayrımına artık kesin olarak bir son vermek ve herkesi kucaklayarak, herkese sahip çıkarak birlikteliği ve bütünlüğü her seviyede sağlamak, çağdaş ölçülerde turizm açılımları yaparak yeni istihdam olanakları yaratarak bölge insanına ve ülke ekonomisine katkıda bulunmak ve ülkemizin doğal fırsatlarını kullanarak belirli bölgeleri dağcılık cazibe merkezleri haline dönüştürerek daha pek çok açılım ve atılım yapabilmek; kısacası TDF’nin kurumsal gücünü bir üst kurum olarak harekete geçirerek, dağları ve dağcılığı ilgilendiren her konuda ilgili kurumlarla öncü ve yönlendirici ilişkiler kurarak ülkeme bu alanda da hizmet etmek için Türkiye Dağcılık Federasyonu başkanlığına, bu onurlu görevin ağır sorumluluğunu sizlerin desteğiyle en iyi şekilde yerine getirmek üzere adaylığımı koyuyorum.
Zamanı gelmiş bu mücadeleye, iki hafta önceki toplantıdan bu yana beni ikna etmek için çaba gösteren ve delegelerle tek tek görüşerek onların görüşlerini alan ve yıllardır uzak durduğum bu kararımda büyük payı olan tüm dağ dostlarına sevgilerimi ve teşekkürlerimi iletmek istiyorum. İleride bu detaylar unutulur ama, elde edilecek başarıda en büyük pay sizlerin olacak.
Bir son söz de mevcut delege sistemi içerisinde yeri bulunan arkadaşlara söylemek istiyorum. Size ne anlatılırsa anlatılsın, ne denirse densin, bugüne dek yapılmış doğru ne kadar proje varsa hepsine sahip çıkacağımızı ve daha ileriye götüreceğimizi, mevcut yanlışları engelleyeceğimizi ve yapılması gerekenleri tek tek yapacağımızı bir kez daha ifade etmek isterim. Kimsenin, ‘elimizden haklarımız alınacaktır’ endişesi ile hareket etmesini istemem ama 70 milyonluk Türk Milleti’nin hakkı olan ulusal bir yapının imkanlarını küçük bir azınlığın kullanmasına seyirci kalınmasını da kabul edemem. Ben politikacı değilim, tutamayacağım sözler vermem, verdiğim sözleri de mutlaka tutarım. Bu noktada size sadece adalet, birleştiricilik, kucaklayıcılık, çoğulculuk, çağdaşlık ve şeffaflık sözü veriyorum. Herşey bu ilkeler içerisinde yapılacak.
Bildiğiniz gibi iki hafta önce başlatılan taban hareketi, mevcut yapı nedeniyle TDF başkanlık seçimine delege olarak katılma konusunda son derece zayıftır. Bu görev sağduyulu davranabilecek ve ulusun menfaatlerini kendi menfatlerinin üzerinde değerlendirecek bir anlayışla hareket edecek olan siz değerli TDF delegelerine düşmektedir. Elinizi vicdanınıza koyun ve TDF’nin son 9 yılda yaptıklarını, yapmadıklarını, yapamadıklarını ve bunlara bağlı olarak Türk Dağcılığı’nın Dünya Dağcılığı içerisindeki yerini değerlendirin ve ona göre oyunuzu verin. Mevcut yapıdan memnun olanlarla uzlaşma aralığımız çok dardır. Onlara söyleyebileceğim tek şey; oyunuz kutsaldır, inandığınız yere verin, bu görev değişimi yaşandığı taktirde, dağcılığımızın en iyi ve sağlıklı şekilde gelişimini hedef alarak, sizlerin menfaatlerini de karşıt görüşlerdekiler gibi aynı şekilde koruyacağımız sözüdür.
Kendi kendine gelişen, bu çok daha iyiye doğru değişim ve dönüşüm fırsatını tepmezsek, Türk Dağcılığı’na çağdaş bir anlayış, taze bir kan getirilmesi ve yeni neslin önünün açılması gerektiğine inananlarla 2010’ların dağcılığını, ülkenin her yerinde dağcılığı seçmiş ve seçecek olan herkesi ve her kesimi kucaklayarak birlikte yaratabileceğimize inancım tamdır.
TDF yönetiminde başarı hepimizin başarısızlık sadece benim olacaktır.
Türk Dağcılığı için hayırlı, uğurlu olsun.
Sevgilerimle,
Ali Nasuh Mahruki
www.nasuhmahruki.com
24.11.2006
Şu kısıtlı zaman içerisinde hazırladığımız önümüzdeki 4 yılın taslak projesini, yeni yönetimle birlikte TDF’nin hangi anlayışla çalışacağına dair size bir fikir vermesi açısından değerlendirmenize sunuyorum. Bu taslak proje, sizlerin desteğiyle oluşturulacak kurullarda detaylandırılarak ülke dağcılığı ve dağcılar için en faydalı hale getirilecektir.
Türk Dağcılığı, ülkemizde pek çok başka alanda olduğu gibi, sistemin hatalarına rağmen aradan sıyrılmayı başaran bireysel başarılar ile yetinmektedir. Öz hedefimiz, sağlıklı ve çağdaş bir sistem kurarak ve fırsat eşitliği yaratarak, sporu hem daha geniş kitlelere yaymak, hem de başarılı olma kapasitesine sahip bireyleri destekleyerek sporumuzu yüceltmek olacaktır.
Bunu sizlerin desteğiyle yeni bir ruh, yeni bir vizyon ve yeni bir kadro ile gerçekleştireceğiz.
Türkiye Dağcılık Federasyonu ana statüsü, Dernekler Yasası’na uygun, demokratik ve çoğulcu bir yapıya acilen kavuşturulacaktır. Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun temel var oluş nedeni; Ülke Dağcılığı’nı uluslararası seviyede başarılı kılmak, Türkiye’de ve Dünya’ da itibarını artırmak ve gelecekteki başarıları güvence altına almak, dağcılık sporunun yaygınlaşmasını sağlayıcı fırsatlar oluşturarak toplumumuzun daha sağlıklı, aktif ve başarılı gençler yetiştirmesine yardımcı olmak olarak benimsenecektir.
Federasyonumuz bir kulüp gibi değil, tüm dağcılık camiasını kapsayan bir üst yapı olarak hareket edecektir. Program ve stratejilerimizin başarı ile uygulanmasında, en az yetkili – sorumlu kadrolarımız kadar, kulüplerimiz, üniversite topluluklarımız, ferdi dağcılarımız ve sonuçta tüm dağcılık camiamız aktif rol alabilecektir.
Aşağıda yer alan tüm konularda sizlerden gelecek katkılara açık ve duyarlı olacağız. Misyonumuz gereği, camiamızı bir bütün olarak kucaklamaya, buyuk bir takımın oyuncuları olarak hareket etmeye, birlik ve beraberlikle, doğusu batısı, kuzeyi güneyi, bizden olanı olmayanı gibi ayrım yapmaksızın herkese aynı sevgi ile yaklaşmaya, dağcılığımızı bir bütün olarak geliştirmeye ve hak ettiği seviyeye getirmeye çalışacağız.
TDF TASLAK PROGRAM - 24.11.2006
Örgütlenme ve yönetim:
Türkiye Dagcilik Federasyonu (TDF) yönetiminin, demokratik ve çoğulcu bir yapıya kavuşturulması, TDFnin tüm kulüpleri, üniversite topluluklarını ve ferdi dağcıları da temsil eden, onların haklarını koruyan, herkesin söz hakkına sahip olduğu, demokratik, çağdaş ve şeffaf bir yonetim anlayışı sergilemesini sağlama hedefi bizim için önceliklidir. Bu nedenle kurullarımızı oluştururken katkısı olabileceğine inanan herkese federasyonunuzun kapıları her zaman açık olacaktır. Hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda en etkin biçimde ve herkesle uyum içinde çalışmayı hedefliyoruz.
TDF, ülke dağcılığını topyekün temsil edecek bir yapıya acilen kavuşturulacaktır. Yeni yönetim - eski yönetim ayrımı yapmadan emeği geçen herkesi kucaklayacak ve herkesle uyum içinde çalışmaya gayret edecektir. Dağcılık camiasında rahatsızlık verici boyutlara ulaşan toplumsal bütünlüğün bozulmasının önüne geçilmesi, başlıca hedeflerimizden olacaktır. İnsanların “bizden - bizden olmayan” ayrımı yaşamalarının önüne geçilecek, tüm topluluk ve kuluplerle eşit mesafede bir ilişki kurularak, herkesin kucaklanacağı şeffaf bir sistemin kurulması hedeflenmektedir.
Üniversite dağcılık kulüp, kol ve topluluklarının, TDF içerisinde etkin olmaları öncelikli amaçlarımız arasındadır. Türk Dağcılığı’na büyük hizmetleri olan Üniversite Toplulukları’nın ve buralardan yetişen dağcıların yok sayılmak yerine, yasa ve yönetmeliklerde yapılacak düzenlemeler ile sistem içine alınması ve TDF tarafından gerekli desteğin verilmesi sağlanacaktır.
Eğitim ve eğitmenler:
TDF şu anda sadece kendisi eğitim vermektedir. Biz ihtiyaç duyan yerlere eğitim verilmesi geleneğinin yanı sıra, eğitim verme kapasitesine sahip kulüp - dernek - toplulukların verdikleri eğitimlerin desteklenmesini, ülke çapında “Dağcılık Eğitimi” standardizasyonun ve denetiminin sağlanacağı yeni bir sistem kurmayı hedefliyoruz. Bunun için UIAA ile de ortak çalışmalar yapılacaktır.
Böylece, dağcılık gibi riskli bir spor dalında en önemli konuların başında gelen eğitim konusunu, sporun gelişmesini önleyen bugünkü tekelcilik anlayışından kurtaracağız. Bu sistem sayesinde giderek ağırlaşan eğitim masraflarının karşılanabilir bir düzeye çekilmesi, eğitmen - öğrenci oranın düzeltilmesi, daha çok sayıda ve nitelikli eğitim kampının açılabilmesi mümkün olacaktır. Eğitim materyallerinin hazırlanması, çoğaltılması ve dağıtımına TDF önayak olacaktır. Sporun güvenli bir şekilde yaygınlaştırılması ve standardizasyonu temelden sağlamak amacıyla ilk ve orta öğretim kurumları ve üniversitelerle yakın ilişkiler kurmayı hedeflemekteyiz.
Şu ana kadar büyük özveriler ile çalışan eğitmenlerin desteklenmesi ve bu sistemin geliştirilmesi temel hareket noktalarımızdan birisidir. Eğitmen yeterlilikleri belli aralıklarla yapılacak sınavlar ile düzenli kontrol edilecektir. Egitim kalitesi ölçülecek ve gereken noktalarda iyileştirmeler hayata geçirilecektir. Düzenli olarak açılacak sınavlarla yeterliliğini ispatlamış nitelikli sporculara eğitmen olma hakkı verilecektir.
Tüm bu amaçlar doğrultusunda, yönetime seçildiğimizde “Türkiye Dağcılık Eğitimi Şurasını” toplamayı hedefliyoruz. Standardizasyon, eğitim materyalleri, sertifikasyon sistemi ve uluslararası denklikler gibi konuların tamamı bu şurada ortak çalışma sonucunda belirlenecektir.
Dağ Turizmi, Mihmandarlık ve Dağ rehberliği:
Şunu herkes bilmelidir ki yönetime aday olmuş bir ekip olarak, kimsenin emeğine haksızlık yapmamız mümkün değildir. Ne yazık ki mihmandar arkadaşlarımızın aldığı ücretler üzerinden siyaset güdüldüğünü görüyor ve üzülüyoruz. Bu davranışlar ile dağcılık camiamızın bütünlüğüne zarar verilmektedir. Bu güne kadar mihmandar ve eğitmen olmuş arkadaşlar ile hep beraber çalışmayı arzu ediyoruz.
Dünyada alternatif turizm hızla yayılmaktadır. Doğal zenginliklerin bu denli fazla olduğu ülkemizde sürdürülebilir dağ turizmi politikalarının olmaması, şu ana kadar TDF nin bu politikalarda etkin olarak yer almamış olması önemli bir eksikliktir. Sürdürülebilir dağ turizmi politikalarında TDF kaliteyi artırıcı yönde çalışmalar yaparak bu kurumları geliştirmeli ve yeterliliği olan herkesin belgelenmesi sağlamalıdır. Yeterlilikler, belli aralıklarla yapılacak sınavlar ile kontrol edilecektir.
Dağ mihmandarlığı ve dağ rehberliği konularında öncelikle bölge insanına sporu sevdirmek ve yetiştirmek amacıyla eğitimler vermek ve yerel insanları ve yapıları sistem içine çekerek kendi bölgesini, kendi dağını hem koruyacak hem de kullanacak bir modelle istihdam olanakları yaratılmasına çalışacağız.
TÜRSAB ve diğer ilgili birimler ile çalışılacak ve çevre sağlığı gibi konular dikkate alınarak sürekli ve sürdürülebilir politikalarla, ülke ekonomisine katkı sağlayabilecek şekilde yerli ve yabancı dağ turizmini geliştirmeye yönelik mevzuatlar oluşturulacaktır. Turizm Bakanlığı ile koordinasyona girilerek dağ rehberliğinin önündeki yasal engellerin kaldırılması önemli gördüğümüz bir konudur.
Çevre Sorunları ve Doğal Hayatın Korunması:
Bugüne kadar dağlarımızın kirlenmesi, kontrolsüz boltlama gibi konularda mevcut TDF yönetimi etkin rol ve politikalar izlemekten uzak görünmektedir. Federasyon çevre konusunda sağlam, doğru, uygun bir duruş sergilemeli, boşluk ivedi olarak doldurulmalıdır.
Dağlara ve dağlık alanlarda, doğaya karşı kuralları ihlal ve kirletmeye yönelik girişimlere karşı, TDF’yi konuyu gereği halinde yargıya taşıyacak kadar ciddi bir duruş sergileyebilen aktif bir kuruluş haline getirmek için çalışacak bir çevre kurulu oluşturulacak, "Dağların Korunma - Kullanma Dengesi" konusunda ilgili bakanlıklar ve STK’ lar ile ortak çalışmalar yapılacaktır. Dağcılarımızın çevre konusunda daha bilinçli ve aktif bireyler olmaları yönünde eğitimler ve seminerler düzenlenecektir.
Dağlarımızın kullanımı ve boltlama konusunu tartışabilecek ve yapısı itibariyle tüm dağcılık çevrelerince saygıyla karşılanabilecek bir etik kurul oluşturulması, önem verdiğimiz bir konudur.
Türkiye Dağlarının Belgelenmesi, Tanıtımı ve Periyodik yayınlar:
Rehber kitaplar (Türkçe ve diğer dillerde) çıkarılarak, tırmanış rotaları ile yürüyüş yollarının dökümantasyonu yapılacak, dağların risk analizi ve detay bilgileri oluşturulacak ve bu bilgiler tüm dağcıların rahatça yararlanabileceği bir bilgi havuzunda toplanacaktır. Dağ evi, dağ kulubeleri, acil durum iletişim, denetim gibi alt yapı sorunları üzerinde, ilgili bakanlık ve kuruluşlar ile beraber çalışılacaktır.
TDF’nin, Türkiye genelinde tanıtımına yönelik çalışmalar yapılacaktır. (posterler, TV, radyo, internet, gösteriler, şenlikler vb). Basın ve halkla ilişkiler profesyonel şekilde idare edilecektir. TDF’nin çalışmaları ve kuluplerin tırmanışları, sporcu, lisans sayıları, eğitmenleri, başarıları dökümante edilecek ve sanal ortamda (web sitesinde) herkesin rahatlıkla erişebileceği şekilde sunulacaktır.
Milli Takımlar, Başarılı Sporcular, Yarışmalar ve Takım Tırmanışları:
Bütün yurt içi ve yurt dışı tırmanışlar raporlanmalı ve federasyon web sitesinde yayınlanmalıdır. Başarılı faaliyetlerin ayrımcılık yapılmadan ödüllendirilmesi dağcılık sporunun gelişmesini sağlayacak önemli adımlardandır. Her yıl önemli tırmanışların topluca ele alındığı periyodik toplantılar düzenlenmeli ve bu tırmanışları gerçekleştiren sporcular onore edilmelidir.
Dağcılık ve tırmanışta gelecek vaad eden başarılı sporcuların bulunması, yetiştirilmesi, yurtdışı yarışmalara, tırmanışlara milli takım bünyesinde gönderilmesi ve başarılar elde edildiğinde ödüllendirilmesi yönünde dağcılıkta da bir sitem kurulması yönünde çalışmalar yapılacaktır.
Yeni sporculara hedef gösterebilmek, motivasyonu yükseltmek ve kamuoyunda ses getirmek için yurt dışındaki önemli dağlara, zorlu duvarlara yapılacak çıkışlar da desteklenmelidir. Dağcılar için finansal sorunların, engellerin aşılmasında, federasyonun daha aktif rol almasının, ulusal başarılar elde etme yolunda önemli olduğu gerçeğinin, akıldan çıkarılmaması gerektiğine inanıyoruz.
Mevcut federasyon tarafından sadece kağıt üzerinde abartılmış sayılar elde edebilmek için kullanılan ve son dönemlerde dağcılığa adım atan bir çok yeni ilimiz var. Bu iller ve dağcılık sporu ile tanıştırılacak yeni bölgelerle birlikte Anadolu’nun en önemli sporcu kaynağı olduğunun bilincindeyiz ve özellikle bu illerdeki sporcularımızın tırmanış kapasitelerinin artırılması için çalışacağız.
Sponsorluk:
Gerek yurt içi faaliyetlerin düzenlenmesi ve sürdürülmesi, gerekse yurt dışında ülkemizin temsil edilmesi için özerkleşen federasyonların kendi finans kaynaklarını bulabilmeleri hayati önem kazanmıştır. Bu nedenle finans kaynaklarının bulunması, başarılı projelerin desteklenmesi veya talep olduğu durumlarda projelerin sporculara yönlendirilmesini sağlamak TDF’nin görevleri arasında öncelikli bir konudur. Bu zamana kadar mevcut yönetimin ihmal ettiği bu konuda, eksikliklerin giderilmesi sağlanacaktır.
Sportif Tırmanış Bahçeleri ve Boltlama:
Sportif tırmanışın geliştirilmesi, desteklenmesi, eğitim, altyapı sorunların çözülmesi ve diğer çalışmaların yasal temele oturtulması sağlanmalıdır. Boltlama için uzmanlardan oluşan (dağcılar, biyologlar, zoologlar, milli park görevlileri vb.) bir etik komisyonu kurulmalıdır.
Dağlarımızın korunması ve kullanılması konusunda yerli ve yabancılara rehber olacak genel kurallar getirilmelidir. Boltlamanın kuralları belirlenmelidir. Yeni spor tırmanış alanları bulunup geliştirilmesi hem desteklenmeli, hem de yapılacak çalışmaların denetimi sağlanmalıdır.
Dağ Arama Kurtarma:
Ülkemiz dağlarında son yıllarda önemli kazalar olmuştur. Bu tür üzücü olaylar karşısında yönetmeliklerin arkasına saklanıp sorumluluğu üzerinden atmaya çalışmak yerine, sporcusuna destek veren bir federasyon olması gerektiğine inanıyoruz.
Şu anda dağ kazaları sırasında devreye girecek bir sigorta sisteminin noksanlığı hissedilmektedir. Bunun yanı sıra TDF yönetiminin etkin bir ekip oluşturma ve var olan kaynakları koordine etme konusunda eksiklikleri olduğu da bir gerçektir. Bu noktada da içine kapalı bir kulüp gibi hareket etmektedir.
Dağ Arama ve Kurtarmaları’nda acil ve etkin müdahale için bütün bölgelerdeki kulüp, üniversite toplulukları ve ferdi dağcılardan birimler oluşturularak eğitim, malzeme desteği, haberleşme ağı ve koordinasyon sağlanacaktır. Mevcut STK’larla işbirliği yapılacak ve bu ağır yük paylaşılacaktır.
Faaliyetlerin yoğun yapıldığı bölgelerde arama kurtarma ile ilgili alt yapı hazırlanmalıdır. Olası arama kurtarma faaliyetlerinde beraber çalışacak tüm birimlerin hız ve koordinasyonunu artıracak eğitimlerin ve müşterek tatbikatların yapılması planlarımız arasındadır. Arama kurtarmanın hız kazanması için etkin ulaşım ve haberleşme sisteminin kurulması sağlanacaktır.
İletişim:
Bölgelerde yapılacak düzenli toplantılar ile tüm dağcılık camiası ile etkin iletişimde olunacaktır. Web sitesi etkin kullanılacaktır. Tırmanış etiği ve felsefesi konusunda bilinçlendirici çalışmalar yapılacaktır. Tırmanış yapılan bölgelerde, halkı ozellikle çevre konusunda bilinçlendirici faliyetler yapılacaktır. Bakanlıkla, ilgili resmi daireler, ulusal ve uluslararası kurumlar ve STK lar ile ortak çalışmalar düzenlenecektir.
Değerli dağcı dostlar, bu taslak bir önçalışmadır. Yeni yönetimle birlikte sizlerin katılımı ile oluşturulacak kurullarda bu konular yukarıdaki ilkeler çerçevesinde karara bağlanacak ve uygulamaya geçilecektir.
|
|
|
|
4700 m kampına geri dönüldü.
|
|
21-09-2006
|
|
Türkiye saatiyle sabah 08 de ekipten bir kişi dışında zirveye ulaşıldıktan sonra saat 15:30 gibi 4700 kampına gri dönüldü. Herşey çok iyi, toz toprak dışında. Bu gece burda kalınıcak, yarın artık Klimanjero'dan iniliyor.
|
|
|
|
klimanjero zirve
|
|
21-09-2006
|
|
Şu an zirveden koordinat bilgileri gönderildi.
S 03 04 34.998 E 37 21 14.664 5885m
05:10:08Z 21.9.06
|
|
|
|
bu gece zirveye yolculuk
|
|
20-09-2006
|
|
Bugün 4700 m deki kamptayız ve gece saat 00:00 da zirveye doğru yola çıkıyoruz. Ekip çok iyi durumda ve keyifleri yerinde.
Yarın saat 17:20 ile 17:40 arasında TRT? De canlı yayın olacak bu yayına British Colombia nın yetkilisi Melanie Legg’de aktılacak.
Şimdilik bu kadar Klimanjero’dan herkese selamlar.
|
|
|
|
bugün gene 4300 m deyiz
|
|
19-09-2006
|
|
Bugün aklimatizasyon günüydü 4700 e kadar çıkıp indik, çok dolu yağdı ama sorun yok gayet güzel herşey.
Yarın Kibo klubesi 4700 m de onun yanına kampı kurucaz
Yarın gece zirveye çıkmaya başlıyoruz
Ekibin keyfi yerinde
Ekip ile çekim ve ropörtaj yapıyorum.
Bu ekibin topladığı rakam düne kadar 190.000 usd idi
Ntv 21 eylül 10:30 da canlı yayın yapılacak ve bende bu yayına telefon ile katılacağım.
|
|
|
|
Klimanjeo 18 Eylül 2006
|
|
18-09-2006
|
|
Şu anda 4300 m de mawenzi cıvarındalar. Burda çok güzel bir göl var. Isı biraz daha düştü, yağmur ve rüzgar var.
|
|
|
|
Klimanjero 17 eylül 2006
|
|
18-09-2006
|
|
Nasuh Türkiye Alzheimer Vakfı adına Tanzanya'ya giderek hastalığının keşfinin 100. yılı anısına Klimanjero'ya ( Afrika kıstasının en yüksek dağı volkanik 5896 m) tırmanıyor. Türkiye'den Ludbeck ilaç firmasının spronsorluğunda gelişen bu tırmanış 100 yıldır British Colombia'daki dernek tarafından her sene yapılmakta ve ilk defa bu sene uluslararsı bir organizasyona çevrilmiş ve Türkiye'den de Nasuh katılmıştır.
Tırmanışı gerçekleşiren grup 3 dağcı haricinde amatörlerden oluşmakta ve toplam 10 kişilik bir ekip ile devam edilmekte. Şu anda (17 Eylül 2006 Türkiye saati ile 16:00) 3600m'deler ve kampa ulaşmış durumdalar, boyun adı verilen bir noktadalar. Yarın da bu yükseklikte kalacaklar. Dağ toz toprak içinde.
Hastalık 100 yıl once Dr. Alois Alzheimer tarafından 21 eylül'de keşfedilmiş. Gene 21 Eylül'de ekibin zirve yapması planlanıyor.
Grupta bulunan Todd'un annesi bu hastalığa yakalanmış ve kurtulamış kendisi bu proje ve hastalığın anlatılmasına yardım için 70000 usd yardım toplamayı başarmış. Gene grupta bulunan Dave de 35000 usd toplamayı başarmış.
Nasuh'un söylediği "bu projede olmaktan çok gurur duyuyorum çünkü bu çok tanınmayan bir hastalık. Katkıda bulunmaktan onur duydum". Ayrıca 30 Eylül'de Türkiye'ye döneceğini söyledi.
|
|
|
|
BEŞ HAFTA SÜREN AMERİKA PROGRAMIM SONA ERDİ
|
|
01-12-2004
|
Bildiğiniz gibi, Colorado'daki Lake County Arama ve Kurtarma (LCSAR) ekibinin davetlisi olarak geldiğim Amerika'da, beş haftadır çeşitli eyaletlerde, değişik kurumlarda seminerler veriyorum ve söyleşiler yapıyorum.
Bu oldukça yoğun ve son derece keyifli geçen program, 30 Kasım 2004 tarihinde Harvard Üniversitesinde yaptığım son derece başarılı geçen bir konuşma ile sona erdi.
Bu süreç içerisinde aşağıdaki programı izledim;
1. 27 Ekim 04 Lake County Search and Rescue (LCSAR) ekibinin evsahipliğinde, bölgedeki arama ve kurtarma ekiplerinin katılacağı "Arama ve Kurtarma Operasyonlarına Uluslararası Bakış Açısı" konulu açık sohbet toplantısı
2. 28 Ekim 04 Amerika'nın ikinci en iyi "Doğada Liderlik" okulu olan Colorado Mountain College, Timberline Campus'ünde "Takım Çalışması ve Liderlik" semineri
3. 29 Ekim 04 High Mountain Institute - (HMI), "15 - 18 yaş grubu öğrencilere "Kültürler Arası Liderlik Yaklaşımları" temalı söyleşi
4. 30 Ekim 04 Denver'daki Türk - Amerikan Kultur Derneği'nin (TACSCO - Turkish American Cultural Society of Colorado) Cumhuriyet Balosu yemeğinde "Türk Gençliğinin 21. Yüzyıl Türkiye Perspektifi" konulu konuşma
5. 3 Kasım 04 Evergreen'de bulunan Amerika'nın en prestijli dağ kurtarma timi, Alpine Rescue Team merkezinde, "Arama ve Kurtarma Operasyonlarına Uluslararası Bakış Açısı" konulu açık sohbet toplantısı.
6. 9 Kasım 04 Boulder'daki University of Colorado'da, "Yedi Kıtadan Dağcılık, Kültür ve Coğrafya ve Uluslararası Arama Kurtarma Çalışmaları ve AKUT" temalı söyleşi ve dia gösterisi.
7. 16 Kasım 04 Washington'daki, 11 Eylül'de Pentagon'a düzenlenen terörist saldırı sonrasındaki arama ve kurtarma çalışmalarını organize eden Arlington County İtfaiye Birimini ziyaret ve karşılıklı fikir alışverişi, deneyimlerin paylaşılması.
8. 18 Kasım 04 New York'taki Türk Amerikan İş Forumu'nda "Başarılı bir Yaşam Öyküsü" temalı söyleşi
9. 21 Kasım 04 New York'taki Çevre Koruma Bölümüne bağlı Orman Koruma Görevlileri ile açık sohbet toplantısı
10. 23 Kasım 04 New York'taki Colombia Üniversitesi'nde, "Yedi Kıtadan Dağcılık, Kültür ve Coğrafya" konulu söyleşi ve dia gösterisi.
11. 23 Kasim 04 New York'taki Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu'nda "Yedi Kıtadan Dağcılık, Kültür ve Coğrafya ve Uluslararasi Arama Kurtarma Calismalari ve AKUT" temalı soylesi ve dia gosterisi.
12. 30 Kasım 04 Harvard Üniversitesi'nde, "Uluslararası Dağcılık Ekspedisyonları" konulu söyleşi ve dia gösterisi
Buna göre Amerika'nın 4 eyaletinde, 4 Üniversitede, iki doğada liderlik okulunda (biri üniversite, biri lise seviyesinde), 5 arama ve kurtarma ekibinde ve buradaki Türklerin oluşturduğu 3 farklı grupta, yüzlerce kişinin katıldığı sohbet ve seminerlerim oldu.
Herbiri birbirinden verimli geçen bu paylaşımlar sonucunda, hem başarılı Türk gençlerinin ve üretkenliklerinin Amerika'da tanıtılması, hem de buradaki vizyonun tarafımdan gözlenmesi gibi, bence bu paylaşımlarda taraf olan herkes için son derece faydalı sonuçlar getiren bir süreç oldu.
Bu toplantılarla ilgili notlarımı aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz;
http://www.nasuhmahruki.com/duyuru.php
Aşağıda bu süreç hakkında Türk ve Amerikan basınında yer alan haberleri takip edebilirsiniz;
http://www.msnbcntv.com/news/301116.asp#BODY
http://www.hurriyetusa.com/haberler/haber_detay.asp?id=4130
http://www.zaman.com.tr/?hn=113182%20&bl=sondakika
http://www.nasuhmahruki.com/gifs/dergiler/leadville_102004-1.jpg
http://www.nasuhmahruki.com/gifs/dergiler/leadville_102004-2.jpg
http://www.nasuhmahruki.com/gifs/dergiler/daily_camera_102004.jpg
http://www.colorado.edu/StudentGroups/TurkishStudentAssociation/nasuhmahruki
.html
http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar &alt=&trh=20041125&hn=116110
http://www.cs.columbia.edu/~mdavies/hiking/news.html
http://www.vatanim.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=44600&wid=96&Categoryid=67
Sevgili arkadaşlarım bu süreç içerisinde, AKUT içerisindeki özverili çalışmalarınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür etmek isterim. Sizlerin bu duyarlılığı ve çalışkanlığı, bu tür dışarıya açılım konularını değerlendirme konusunda bana en büyük gücü ve güveni veren temel unsurlar oldu. Elinize, yüreğinize sağlık.
15 Aralıkta görüşmek üzere,
Sevgiyle kalın,
Nasuh
|
|
|
|
HARVARD ÜNİVERSİTESİNDE YAPTIĞIM KONUŞMA
|
|
01-12-2004
|
30 Kasım’da Harvard Üniversitesinde yaptığım “A VIRTUAL TOUR OF THE HIMALAYAS” başlıklı dia gösterisi ve söyleşi, son derece ilgili, geniş bir izleyici kitlesinin katılımıyla ve uzun bir soru cevap periyoduyla gerçekleştirildi.
Tam 80 yıllık bir dağcılık kulübü olan ve Bradford Washburn gibi Amerika’nın eski kuşak dağcılarının en iyilerinin de bu sıralardan geçtiği Harvard Dağcılık Kulübü’nün organizasyonuyla düzenlenen bu söyleşiye, Harvard’dan çok sayıda lisans, lisansüstü öğrenci ve öğretim görevlisi katıldı. Özellikle Himalayalar olmak üzere, yedi kıtadan dağcılık, kültür ve coğrafya konularında, yüksek irtifa fizyolojisi, karadan uzak doğuya motosiklet ekspedisyonlarım, risk yönetimi, korku, hedefler, başarı gibi pek çok açılımları da değerlendirdiğimiz çok hoş bir seminer – söyleşi oldu.
Böylece Amerika programım sona erdi. Yakında görüşmek dileğiyle.
Sevgiyle kalın,
Nasuh
|
|
|
|
NEW YORK PROGRAMIM SONA ERDİ
|
|
25-11-2004
|
New York’taki programımın, Columbia Universitesi’ndeki “Yedi Kıtadan Dağlar, Coğrafya ve Kültür” temalı dia gösterisi ve söyleşisi ile Türk Dernekleri Federasyonu’nun düzenlediği sohbet toplantısını geride bıraktık.
Özellikle New York’taki Turkish Center’da duzenlenen ikinci etkinlik çok hoş ve keyifli geçti. İzleyicilerin yoğun ilgisi ve katılımı ile neredeyse 3 saat, pek çok konuda karşılıklı sohbet etme imkanımız oldu.
Bu vesile ile, bu hoş programa destek veren New York Başkonsolosumuz Sayın Ömer Önhon’a, Türk Dernekleri Federasyonuna, Intercollegiate Turkish Students Society’e, Turizm Ataşemiz Sayın Levent Demirel’e ve emeği geçen diğer herkese teşekkürlerimi iletmek isterim.
Sevgiler,
Nasuh
|
|
|
|
NEW YORK EYALETİ ORMAN KORUCULARI İLE GÖRÜŞMEM
|
|
23-11-2004
|
Pazartesi günü New York eyaletinin Çevre Koruma Bölümüne bağlı, Orman Korucuları (Forest Rangers) ile bir görüşme yaptım.
100 yılı aşkın bir süredir, New York eyaletinin toprak, hava, su ve insan unsurlarını korumayı kendisine misyon seçen, son derece disiplinli bir ekip olan Orman Korucuları, eyalet sınırları içerisinde bulunan milyonlarca hektarlık alanda arama kurtarma, yangınla mücadele, doğal yaşamın korunması gibi faaliyetleri en yetkin kurum olarak sürdürmekte ve kaçak avcılık ve kaçak ağaç kesimi konularında da silahlı bir güç unsuru olarak kanunların uygulanmasını sağlamakta.
Karşılıklı fikir alışverilerinde bulunduğumuz Orman Korucuları ile, her iki kuruma da son derece faydalı açılımlar getirecek yeni düşünceler paylaştığımız çok hoş bir açık sohbet toplantısı gerçekleştirdik. Ben onlara AKUT'un uluslararası vizyonunu ve kültürler arası arama kurtarma çalışmaları konularındaki deneyimlerini aktardım, onlar da bana New York eyaletine özgü, Colorado'dan tamamen farklı olan, yapılanmalarını ve süreçleri ve prosedürleri takip etme şekillerini aktardılar.
Bu tür birinci elden bilgi paylaşımı fırsatlarının, Amerika seyahatimin en verimli bölümlerinden olduğunu değerlendiriyorum. Dünyanın değişik coğrafi bölgelerinde, aynı insani amaçlar için oluşturulmuş, farklı geçmiş ve kültürel kökleri, farklı deneyim seviyeleri olan ekiplerin bu tür fikir alışverişleri ve deneyim paylaşımları ile çok önemli olabilecek yeni açılım fırsatlarını, hem de son derece ekonomik olarak yakalayabileceklerini düşünüyorum.
Zamanında Memo'ların, sonra Zeynep'in, daha sonra Aydan'ın ve en son da benim bu tür seyahatlerle, çağdaş bilgiye birinci elden ulaşıp, onu AKUT'a taşımanın faydalarını hep birlikte izliyoruz ve izleyeceğiz.
Sevgiyle kalın,
Nasuh
|
|
|
|
NEW YORK'TAKİ İLK KONUŞMAM
|
|
21-11-2004
|
New York’tan hepinize sevgilerimi iletiyorum.
Geçtiğimiz Perşembe, burada yaşayan Türk işadamları, öğretim görevlileri ve öğrencilerin katılımıyla, Turkish American Business Forum’un düzenlediği toplantıda; “Başarılı bir Yaşam Öyküsü” başlıklı söyleşi gerçekleştirdim. Katılımcıların yoğun ilgisi ve merakı, ve samimi duyguları ile son derece keyifli ve hoş bir sohbet oldu.
Kişisel spor hayatımdaki başarılardan ve dünya görüşümden, hayatı algılama şeklimden tutunda, AKUT’ta sizlerle birlikte gerçekleştirdiğimiz pek çok çalışma hakkında, yanımdaki görüntüler eşliğinde son derece içten ve sıcak sorular sorarak, oldukça keyifli ve derin bir sohbet yapma imkanımız oldu.
Yurt dışında yaşayan ama memleket özlemini ve sevgisini her daim içinde büyüten katılımcıların içtenlikleri açıkçası beni de çok mutlu etti. Söyleşimizin verimliliğini de bu hoş ve sıcak tutumları sağladı.
Bir kez daha rahatlıkla söyleyebilirim, biz görmesek de, fark etmesek de, yurt içinde veya yurt dışında, herkes bizleri takdir ederek ve saygı duyarak izliyor.
Yolumuza devam...
Sevgiler,
Nasuh
|
|
|
|
WASHİNGTON ARLINGTON COUNTY İTFAİYESİ ZİYARETİM
|
|
19-11-2004
|
Geçtiğimiz günlerde Washington’daki Arlington County İtfaiye Birimi’ni ziyaret ettim. Özellikle 11 Eylül’de Pentagon’a yapılan terörist saldırısı sonrasındaki çalışmalarda elde ettikleri deneyimi, yeni bakış açılarını, geliştirdikleri yaklaşım biçimlerini ve önlemleri konuştuğumuz, yeni ekipman seçimleri, olay yerine ilk yaklaşım şekillerini ve post disaster sendromu ile mücadele biçimlerini paylaştığımız çok keyifli bir toplantı yaptık.
Kurtarma şefleri, 11 Eylül sonrası çalışmalarını ve çıkardıkları dersleri son derece içten ve aydınlatıcı bir şekilde paylaştılar ve sizlere en içten sevgilerini ilettiler.
Bu bilgilerin döndüğüm zaman AKUT’un çalışmalarına da katkısı olacağına inanıyorum.
Sevgiyle kalın,
Nasuh
|
|
|
|
COLORADO'DAKİ PROGRAMIM SONA ERDİ
|
|
15-11-2004
|
Uc haftadir Amerika Birlesik Devletleri’nin Colorado eyaletinde surdurdugum yogun programim, Boulder’daki Turk Dernegi’nin onculugunde duzenlenen, Colorado Universitesi’nde gerceklestirdigim, “Yedi Kitadan Daglar, Kultur, Cografya ve AKUT’un Uluslararasi Arama Kurtarma Calismalari” baslikli dia gosterisi ve soylesisi ile sona erdi. Gazetede bir gun once yapilan soylesinin de duyurusuyla, soylesiye Colorado’da yasayan Turkler ve bu konular hakkinda ilgili ogretim gorevlileri ve ogrenciler yogun ilgi gosterdi ve ozellikle sorulariyla, cok kapsamli bir dunya seyahati yapmamiza firsat
verdiler.
Programimin buradan sonraki bolumu icin yarin Colorado’dan ayriliyorum. Detaylari size sure icerisinde iletecegim.
|
|
|
|
COLORADO'NUN EN YUKSEK DAGINA TIRMANDIK
|
|
10-11-2004
|
Gectigimiz Pazar gunu, Colorado’da yasayan Turklerden ve Colorado Mountain Collage’in genc ogrencilerinden olusan bir grupla birlikte Colorado’nun en yuksek dagi 4399 metrelik Elbert Dagina tirmandik.
Colorado’daki Turk Amerikan Dernegi’nde 29 Ekim Balosunda yaptigim konusma sonrasinda onlara onerdigim bu tirmanisa katilmak isteyen Turklerden ve Colorado Mountain Collage’daki konusmam sonrasinda, okulun Dogada Liderlik Bolumu Direktoru Jeff Folley’den izin alarak bize katilmak isteyen 18 – 19 yasindaki genclerden toplam 14 kisilik bir ekip olusturdum.
Pazar gunu sansimiza son derece iyi bir havanin esliginde, harika bir yuruyusle 11 kisi ve AKUT K9 grubunun yakindan tanidigi, FEMA TYPE II sertfikali Golden Retriver cinsi Golge ile birlikte Elbert daginin zirvesine vardik.
Sevgiler,
Nasuh
|
|
|
|
ALPINE RESCUE TEAM'DEKİ KONUSMAM
|
|
10-11-2004
|
Colorado’daki programim cercevesinde, Amerika’nin en eski ve en prestijli arama kurtarma ekiplerinden biri olan Alpine Rescue Team’de “Arama Kurtarma Operasyonlarina Uluslararasi Bakis Acisi”
baslikli yaptigim konusma son derece basarili gecti.
Alpine Rescue Team gibi, 45 yillik bir gecmisi olan ve her turlu teknik, lojistik, insan kaynagi, maddi guc, vizyon gibi konulari yillar once cozmus ve yilda 80 civarinda cagri alip, bunlarin dortte
ucune cevap veren son derece deneyimli ve guclu bir ekibin, AKUT’un 9 yil icerisinde yarattigi ve sadece yerel olmanin otesinde, bugun icin ulastigi uluslararasi bir dinamik ve guc konumundan ve hicbir ayirim yapmadan insani ve hayati kosulsuz temel alan karsiliksiz vizyonundan ne kadar etkilendiklerini size anlatamam.
Isini cok iyi yapan bir ekip olan Alpine Rescue Team gonulluleri, sorduklari sorularla AKUT’un calisma alaninin genisligi ve Turkiye sathinda uyguladigi ihiyaca donuk ekip olusturma ve her seviyede
liderlik odakli kurumsallasma politikalarina hayran kaldilar. Bir de tabii ki butun bunlarin milletimizin bagislariyla yapilabilmesine.
Beni agirladiklari, gectigimiz yillarda Ýtfaiye Birimi tarafindan kendilerine yilligi bir dolara kiralanan arazi uzerinde insasini 190.000 usd’ye mal ettikleri son derece gelismis merkezlerine
karsilik, bizim Maliye’den kiraladigimiz harabe yeri nasil revize ettigimizi fotograflarla gosterince, yaptigimiz butun arama kurtarma basarilarinin yaninda, AKUT’a duyduklari saygi ve hayranlik bir kat
daha artti.
Arkadaþlarim, calismalarinizi uzaktan gururla takip ediyorum. 15 Aralik’ta Turkiye’ye dondukten sonra daha yapacak cok isimiz olacak.
Lutfen kendinize ve AKUT’umuza iyi bakin,
Sevgiler,
Nasuh
|
|
|
|
COLORADO'DA 29 EKİM BALOSUNDA YAPTİGİM KONUSMA
|
|
07-11-2004
|
Arkadaşlar merhaba,
Colorado’daki Turk Amerikan Kultur Derneginin duzenledigi 29 Ekim Balosunda, Turkiye Cumhuriyeti’nin 81. kurulus yildonumu vesilesiyle, Turk Gencliginin 21. yuzyilda Turkiye Perspektifi konulu yaptigim konusmamin kisa bir ozetini sizlerle de paylasmak istiyorum;
Turkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu en buyuk bayraminda, Colorado’daki Turk Amerikan Kultur Dernegi’nin degerli uyeleri ve misafirlerine hosgeldiniz diyerek konusmama başlamak istiyorum.
Oncelikle buyuk onder Gazi Mustafa Kemal Ataturk ve silah arkadaslarinin essiz fedakarliklar sonucunda bizlere armagan ettigi yuce Devletimizin 81. yilini kutladigimiz bu cok onemli gunde, ilelebet daha nice 29 Ekimler kutlamak dileğimizi ve arzumuzu dile getirmek istiyorum. Ancak hemen arkasindan eklemek isterim ki, bu dilegimizi yerine getirmek icin hepimiz cok calismak zorundayiz. Devletlerin gucu, onları var etme konusunda kararli olan vatandaslarindan gelir. Konusmamin basinda izninizle biraz kavramlardan bahsetmek istiyorum;
Devlet, olarak tanimladigimiz yapi aslinda soyut bir kavramdir ve onu var eden unsurlarla anlamini bulur. Devlet bir takim kurallar dizgesiyle isleyen bir kurumlar butunudur. Devletin bekasi ve guvenligi ve milletin refahinı saglamak icin ulasilmasi ve korunmasi gereken amaclar seklinde tanimlayabilecegimiz Milli Menfaatlerimize erismek icin, Devlet orgutlenmesinde yer alan butun kurumlarin ortak amac ve ortak vizyon cercevesinde, guc ve isbirligi icerisinde calismasi gerekmektedir. Devleti olusturan kurumlara baktigimizda, yurutme gorevinden sorumlu olan hukumet, yasama gorevinden sorumlu olan TBMM, yargi gorevinden sorumlu olan bagimsiz mahkemeler, sivil ve askeri burokrasi, calisma alanlari yasalarla tanimlanmis resmi, ozel ve sivil butun kurumlar ve sivil toplum orgutlerini gorebiliriz. Bu noktada, bazi siniflamalara gore, yasama – yurume ve yargiya ilve olarak , 4 .medya olarak tanimlanır, 5 guc ise sivil toplum orgutleridir, yani Anavatanda bizleriz – yurt disinda sizlersiniz.
Siyasi partiler, medya ve hukumet mekanizmasi dısında, ortak bir hedef etrafinda toplanan ve siyasi karar verme sureclerini etkilemeyi amaclayan orgutlu gruplara genel olarak baski ve cikar gruplari denilmektedir. Bu tanimlama icinde yer alan gonullu organizasyonlar; insani yardim orgutleri, ucuncu sektor, sivil toplum orgutleri veya ingilizce tanimlari olan, Non Governmental Organizations’ın bas harfleri ile sembolize edilen “NGO”lar olarak da anilmaktadir. Sivil toplum orgutleri, kaynaklarini hukumetlerden almayan ve hukumet eliyle yonlendirilmeyen, kar amaci gutmeyen, gonullu olarak calisan ve calismalarinda kamu yarari gozeten organizasyonlardir.
Bizler Turkiye’de, etkin ve guclu bir sivil toplum orgutu olma bilinci ve sorumlulugu ile ulkemize ve milletimize hizmet etmek amaciyla, gonullu olarak kendimize sectigimiz arama ve kurtarma alanindaki calismalarimizla elimizden gelen katkiyi yapmaya calisiyoruz. Aynen sizlerin Anavatandan uzakta, ancak ayni duygu ve dusunce birligi icerisinde, bugun 81. yilini kutladigimiz Devletimize gonullu cabalarimizla hizmet etmek icin altinda toplandiginiz bu dernek catisinda yaptiginiz gibi. Bizler Anavatanda, sizler okyanus otesinde bu ulkede, ayni yurttaslik sorumlulugu ve bilinci ile Turkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaslari olarak calismalarimizi ulku birligi icerisinde surduruyoruz.
Devletler arasi iliskileri etkileyen faktorlere baktigimizda; devletleri, uluslararasi orgutleri, devletlerin dogrudan temsil edilmedigi uluslarustu orgutlenmeleri, ulusal baski ve cikar gruplarini ile bireyleri goruyoruz. Devletlerarasi iliskilerin ozunu olusturan uluslararasi politika, hem bir guc mucadelesi hem de uluslararasi konularda bir seri politik etkinlikler olarak adlandirilmaktadir. Devletler, uluslararasi politikayi, devletler arasi ustunluk saglamaya donuk bir mucadele araci olarak gormekte ve boylece kendi ulusal guvenliklerini saglarken, ote yandan uluslararasi alandaki etkinliklerini genisletmek istemektedirler. Uluslararasi iliskilerde ve politikada, kisa ve uzun vadeli dis politika amaclarina ulasmak her ulusun / devletin guc ve olanaklarina baglidir. Uluslararasi iliskileri yuruten temel arac ise diplomasidir. Diplomasi, ulusal gucu olusuran tum unsurlari birlestirerek, uluslararasi alanda etkin bir konuma getirir.
Devletlerin gucu, onu var eden vatandaslarinin caliskanligi ve kararliligina baglidir demistik. Iste bu noktada Anavatanda veya disarida yasayan vatandaslar olarak hepimize gorev ve sorumluluklar dusmektedir. Bu noktada sizlerin de gayet iyi bildigi cok onemli bir konuya dikkatinizi cekmek istiyorum. Amerika’da, sivil insiyatifin ve sivil toplum orgutlerinin olusturdugu son derece etkili baski guruplari ile bizlerin alisik oldugundan daha farkli bir calisma disiplini ile karar verme sureclerini etkiliyor ve yonlendiriyor. ABD’nin bir göçmenler ülkesi oldugunu goz onunde bulundurdugumuzda, bu ulkede de bir cok etnik grubun dolayisiyla bir cok lobinin, (Ermeni Lobisi, Rum Lobisi, Yahudi Lobisi, vb.) kendi ulkelerinin ulusal menfaatleri icin son derece etkin calismalar yaptigini biliyoruz.
Lobiciligi, ozelde, etnik grupların yasadiklari ulkede, etnik bagi olan ulkelerin cikarlari yonunde veya yasadiklari ulkelerde kendi menfaatlerine uygun kararlar alinmasında, karar mercilerini etkilemek icin yürütülen kulis faaliyetleri seklinde tarif edebiliriz. Genelde ise, belirli bir amac icin bir araya gelen gruplarin kendi lehlerine kararlarin alinmasi ve aleyhlerine olabilecek her turlu faaliyet ve kararlara mani olmak icin organize bir sekilde hareket etmeleri olarak tarif edebiliriz.
Bir lobinin basarisi, o lobinin politika belirleyicilerini ve karar alma mekanizmalarını etkileyerek, kendi lehlerine kararlar alinmasini saglamasi ile degerlendirilebilir. Turkiye’nin lobicilik konusunda, basta ABD olmak uzere AB ulkelerinde ciddi bir lobi stratejisi belirlemesi ve buna kaynak aktarmasi gerektigini soylemek yanlis olmayacaktir. Ancak sizler, kendi insiyatifinizle ve cabalarinizla da gelistirilecek dogru modeller ve argumanlarla cok etkili lobi faaliyetleri yapabilir ve ulkemiz icin cok degerli katkilar yapabilirsiniz.
Bu aciklamalardan sonra, 21. yuzyilin ilk 25 ve 50 yillik surecleri itibariyle Turkiye’nin genc nufusu uzerine bir takim bilgiler vermek istiyorum. Turkiye, nufus yapisinin ic dinamiklerine bagli olarak onumuzdeki 25 – 40 yillik sure icerisinde cok onemli bir firsat penceresi icine girmekte, hatta son bir kac yildir girmis bulunmaktadir. Bu konuyu biraz daha acarak neden bizlerin Turkiye’de, sizlerin burada ulkemiz icin elimizi cabuk tutmamiz gerektigini sizlerle paylasmak istiyorum.
Tum toplumlar, 100 – 200 yil arasinda degisen araliklarla demografik donusumler gecirir. Nufus biliminde “demografik gecis sureci” olarak adlandirilan bu donusumler uc evrede gerceklesir ve her evrede farkli nufus ozellikleri gozlenir.
Birinci donemin en temel ozelligi; hizli nufus artis oranlaridir. Buna bagli olarak 0 – 24 yas grubun, yani egitim cagi nufusunun toplam nufus icindeki orani yuksektir.
İkinci donemde, nufus artis hizi yavaslama egilimine girer. Bu asamada calisabilir nufusun (15 – 64 veya 24 – 55 arasi) toplam nufus icindeki payi en yuksek seviyededir.
Ucuncu donemde ise, nufus artis hizi sifirlanir ve gerileme baslar. Bir diger deyisle nufus azalmaya ve yaslanmaya baslar.
Turkiye bir suredir, demografik gecis surecinin toplumlar icin “Firsat Penceresi” olarak nitelendirilen ikinci evresinde bulunmaktadir ve bu surec en az 25 yil daha surecektir. Turkiye’de nufus artis hizi beklenenin uzerinde yavaslamis durumdadir ve bu sayede egitimde ilk kez niceligi degil niteligi on plana cikartmak ulkemiz icin artik mumkun hale gelmektedir.
Nufus artis hizinin yavaslamasi, nufusun azaldigi anlamina gelmiyor. Turkiye nufusu 1970 yilinda 35.6 milyon iken, 2000 yilinda 67.8 milyona ulasti. Nufusumuz elbette artmaya devam ediyor ancak eskisi kadar hizli degil. Buna bagli olarak nufus icerisindeki farkli yas gruplarinin toplam nufusa olan orani da degisiyor ve bize firsat penceresini acan olgu da bu durumdan kaynaklaniyor. Turkiye’de cocuklarin toplam nufusa orani azaliyor ve 2000 yilindan bu yana ulkemiz hizla artan bir genc ve yetiskin nufusa sahip oluyor.
Turkiye, calisabilir nufusun toplam nufus icindeki payinin en ust noktaya ulasacagi 2000 – 2025 yillari arasinda “Firsat Penceresi” adi verilen bu demografik sureci yasayacaktir. Yaratacagi calisan nufus potansiyeli nedeniyle, bu donem ekonomik buyume icin en uygun kosullari tasiyor. Ve bu yuzden toplumlarin hayatinda “Firsat Penceresi” olarak adlandiriliyor.
Ulkemizde 2000 – 2025 yillari arasinda nufus artis hizi yavaslamaya devam edecek. Demografik ongoruler, Turkiye’de nufusun 2025 yilinda 90 milyona, 2050 yilinda 98 milyona ulasacagina isaret ediyor. Turkiye’de 2000 – 2025 yillari arasinda genc nufusun mutlak olarak artisi once duruyor. Bir donem sonra ise genc nufus, hem mutlak hem de toplam nufus icindeki pay olarak azaliyor.
Turkiye 2025 yilindan sonra genc nufuslu bir ulke olmaktan cikmaya baslayacak. Buna gore, genc nufus politikalari yerini yetiskin nufus politikalarina birakacak.
Uzunca bir suredir Turkiye’deki ic dinamiklerin ve yonelimlerin hemen hemen tamami Avrupa Birligi uyelik sureci cercevesinde sekilleniyor. Bu nedenle, Avrupa Kitasinin bu surec icerisinde nasil bir demografik surec yasadigina da bakmamiz, kendimizi ona gore konumlandirmamiz ve planlarimizi bu bilgiler isiginda yapmamiz gerekmektedir. Avrupa kitasi, Turkiye’den farkli bir degisim sureci yasiyor. Avrupa ulkeleri demografik sureclerinin ucuncu ve son asamalarini yasiyorlar. Yani Avrupa’nin nufusunun artmasi durdugu gibi artik nufusun yenilenmesi icin ihtiyac duyulan, “net yenilenme orani” da kritik esigin altina dusmus durumda ve artik Avrupa’da nufus gerileme surecine girdi. Bu surec en az 100 yil devam edecek. Tum Avrupa ulkelerinde, genc ve yetiskin nufusun toplam nufus icindeki payi giderek azalirken, yasli nufusun payi artiyor.
2002 yilinda 25 Avrupa Birligi ulkesinin toplam nufusu 453.4 milyon iken, demografik ongorulere gore 2025 yilinda 456 milyon olurken, 2050 yilinda 400 milyona dusecek. Avrupa kıtasi, nufusunda mutlak azalma ve yaslanma surecini onumuzdeki 50 yilda yasayacak. Bu demografik surec, siyaseti, ekonomiyi, sosyal yapiyi ve guvenligi etkileyecek.
Turkiye, demografik surec olarak Avrupa’nin 50 yil gerisinden gelmekte ve Turkiye’nin buyuk firsati buradan kaynaklanmakta. Nufus artis hızının yavaslamasina karsin, Turkiye genc ve yetiskin nufusa, yani “calisabilir” nufusa sahip olacak. Bu potansiyeliyle Turkiye, Avrupa’nin nufus trendlerinin yaratacagi gereksinimleri 50 yil boyunca, iyi egitimli, katma deger yaratma gucu yuksek, birikimli nufusu ile karsilayabilecek durumda olacak.
Sonuc olarak 21. yuzyilin ilk yarisi, nufusunun demografik yapisi itibariyle, Turkiye ve Turk gencligi icin buyuk firsatlarin ve daha parlak bir gelecegin kapisini acmaktadir. Avrupa’da hukum suren nufus egilimleri, bu firsatlari daha da yuksek seviyeye tasimaktadir. Ancak onunde acilan bu firsat penceresini en iyi sekilde degerlendirebilmesi ve her toplumun demografik gecis sureci icerisinde ancak bir kez yakalayabildigi bu hizli buyume surecini en verimli sekilde yonetebilmesi icin, Turkiye’nin yapmasi gereken ev odevleri vardir. Bunlarin basinda da yurttaslarina kaliteli ve rekabet gucu yuksek bir egitim sunmak gelmektedir. Dogal olarak 21. yuzyilda Turk gencliginin en cok ihtiyac duydugu ve bekledigi sey, yuksek kaliteli ve yaygin egitim politikalari ve dogru yatirim ve istihdam olanaklariyla guvenli bir gelecege ulasabilmek arzusu olacaktir.
Sahip oldugumuz bu genc ve calisabilir nufusun, hayalimizdeki buyuk, aydinlik ve guclu Turkiye ozlemi dogrultusunda buyuk bir firsat oldugu gibi, cagdas olculerde, rekabet gucu yuksek, kaliteli ve yaygin egitim politikalari ile destekleyemezsek, bir diger deyisle egitim sistemimizi bu ihtiyaclarimiza gore yeniden ve suratle tasarlayamazsak, bu fırsat rahatlikla bir tehdite donusebilir ve dogal olarak sundugu firsatlar olcusunde, gelecegimiz icin buyuk bir tehlike olabilir.
Aklimizdan cikarmamamiz gereken sey, sizlerle paylasmaya calistigim bu kisa bilgi notu ve uzmanlik gerektiren cagdas bilgiler isiginda, Anavatanda veya yurt disinda, hukumet ici veya hukumet disi, resmi, ozel veya sivil aktorler olarak, her birimiz uzerimize dusen gorevi eksiksiz yerine getirmek zorundayiz. Cunku gecmisimiz oldugu gibi gelecegimiz de ortak olacak.
Guclu Turkiye Cumhuriyeti idealine erisebilmek icin elbirligi, gucbirligi ve isbirligi icerisinde calismak zorundayiz. 21. yuzyilin belirleyici guclerinden biri olan sivil toplum orgutleri olarak, Ataturk ilke ve devrimleri isiginda, onun izinden gitme kararliligimizi hicbir zaman yitirmeden ulku birligi icerisinde, 81. yilini kutladigimiz Cumhuriyetimizi ilelebet var etmek ve cagdas medeniyetler icerisinde layik oldugu yere ulastirmak icin gonullu calismalarimizla bir tugla da biz koyacagiz.
Son olarak konusmami ATA’nin sozleriyle bitirmek istiyorum; “Bugun, en buyuk bayramdir kutlu olsun.”
Dikkatiniz icin tesekkur ederim.
Degerli arkadaşlarım, lobicilik konusunda sizlerle bir sey daha paylasmak istiyorum. Colorado’daki sunumumda aslinda bundan da bahsetmem gerekirdi ama zaman kisitlari nedeniyle cok detaya giremedim ancak, neler yapabilecegimize ornek teskil etmesi acisindan asagidaki acilimlari da yapmak istiyorum.
Bildiginiz gibi, 25 Ekim’de Istanbul’dan kalkan British Airways’in Londra baglantili Denver ucagi ile Colorado’ya geldim. Bu ucus sirasinda dikkatimi ceken ve beni cok uzen bir seyi sizlerle paylasmak istiyorum. British Airways’in “Denver – Londra” ucusunu yapan ucaginda, yolcularin izlemesi icin sunulan filmlerden biri olarak; artik hangi amaca hizmet ettigi herkes tarafindan bilinen; “Midnight Express” – “Geceyarisi Expresi” filmi gosteriliyordu. 1978 yapimi olan ve bu kadar tartismaya yol acan, Turk milletini bu kadar yaralayan tarafli bir filmi, 26 yil sonra hala gundemde tutmanin, kim ne derse desin masumane bir tesaduften ibaret oldugunu kabul etmeme ne yazik ki imkan yok.
Bir de yine burada gecirdigim sure icerisinde tesadufen izledigim ve yine ayni sekilde beni son derece rahatsiz eden ve uzen bir baska filmi de sizlerle paylasmak istiyorum. Hollywood filmlerinin taninmis dovus sanatlari ustasi, Turkiye’de de pek cok hayrani bulunan Steven Seagal’in oynadigi, “Out of Reach” adli filmde butun tema, Polonya’da cocuk yasta kizlari kacirarak insan kacakciligi yapan Turk Mafyasi uzerine kurulmus. Hatta filmin onemli bir bolumu Turkiye Cumhuriyeti devletinin resmi bir balosunun duzenlendigi, Turk bayraklariyla suslu bir mekanda geciyor. UK / Polish Coproduction tarafindan 2004 yilinda cekilen bu filmin de yine masumane bir tesaduf eseri oldugunu kabul edemiyorum.
Bu iki konu, benim sadece tesadufen farkettigim ancak eminim gozden kacirdigimiz benzeri sayisiz orneklerinin oldugu, kuresel guclere sirtini dayamis bir takim Turkiye dusmanlarinin buyuk lojistik ve maddi guc destekleriyle, canimizdan cok sevdigimiz vatanimiza karsi surdurdugu ortulu bir mucadelenin cok basitmis gibi gorunen, ama aslinda dunya kamuoyunu etkilemeyi ve bize karsi dondurmeyi hedefleyen psikolojik harekat hamleleri oldugunu dusunuyorum. Gecmiste oldugu gibi, gelecekte de benzeri hatta cok daha guclu ve akilli hamleler yapilacaktir. Bizlere dusen ise, hakliligimizi anlatabilmek icin, tipki karsimizdakilerin yaptigi gibi cok daha profesyonelce kurgulanmis karsi hamleler ve onlemlerle, dogrulari butun dunyaya anlatmak ve hakliligimizi her platformda kanitlamak olmalidir.
Colorado’daki Turk Amerikan Kultur Dernegi’nde yaptigim konusmamda lobicilik kapsaminda degerlendirdigim bu calismalarin, Turkiye tarafindan planli, bilincli ve kaynak aktararak yapilmasi gerektiginden bahsetmistim. 2005 yili hepinizin bildigi gibi, “Sözde Ermeni Soykirimi” iddialarinin 90. yili. Bu konuda asilsiz iddialarla karsimiza gelen Turk ve Turkiye karsiti Ermeni gruplari, 2005 yilinda bugune dek hic olmadigi kadar buyuk bir kampanya ile uzerimize gelecekler. Bugunden onlemimizi almazsak, onumuzdeki yil butun dunyanin onunde hic haketmedigimiz cok zor durumlarda kalabiliriz. Sadece hakli olmamiz yetmez, hakliligimizi ifade etmek, cikip savunmak ve ispat etmek zorundayiz.
Onumuzdeki yil bu acidan zor bir yil olacak. Bu yuzden hepimize gorev dusuyor.
Etkin ve guclu lobicilik faaliyetleri yapan milletler, bu tur iftiralar karsisinda blok ve cok guclu bir durus gostererek, karsi tarafin dusuncesini degistiremese bile o dusunceye ortulu veya acik destek veren diger taraflari engellerler. Hakkinda haksiz, yalan ve iftiralarla dolu en cok kampanya duzenlenen milletlerden biri olarak, bizler de onurumuzu, namusumuzu ve gecmisimizi, atalarimizi korumak icin sabir, sogukkanlilik, kararlilik ve cesaretle mucadele etmeyi surdurmek zorundayiz. Aksi taktirde, cocuklarimiz icin hersey bizlere oldugundan cok daha zor olacak. Bunu yapmaya hicbirimizin hakki yok...
Ali Nasuh Mahruki
|
|
|
|
AMERİKA'DA 2. VE 3. KONUŞMALARIMI DA YAPTIM
|
|
01-11-2004
|
Amerika’daki 2. ve 3. konusmalarimi asagidaki yerlerde yaptım.
Amerika’nın ikinci en iyi “Doğada Liderlik” okulu olan Colorado Mountain College ve 15 – 18 yaş grubu öğrencilerin eğitim aldigi High Mountain Institute - (HMI)
Her iki grupta da agirlikli olarak, Turkiye’de de pek cok kuruma verdigim “Kisisel Gelisim Surecinde Takim Calismasi ve Liderlik” konulu seminerim temelli bir programdan hareketle sunum yaptim. Her iki grupta da sunum sonrasinda ogrenciler cok cesitli bakis acilari iceren sorulariyla, konulari iyice acmamizı sagladilar. Benim icin de farkli bir kulturun bu konulara bakis acilarini anlamam acisindan cok faydali oldu.
Kurumsal gucu, birikimi ve deneyimi bu kadar koklu ve gelismis bir okulun yoneticilerini ve ogrencilerini ki, Colorado Mountain Collage 40 yıllık bir okul, Turkiye'den gelip Liderlik ve Takım Çalışması konularındaki birikimimle ve seminerimin butunuguyle sasirtmak ve hayranlıklarını kazanmak benim icin ayrı bir heyecan oldu.
Colorado Mountain Collage’daki sunumumu okulun dekani da izledi. Sunum sonrasinda ertesi sabah dekanla yaptıgimiz toplantida, konusmamda en cok riski ele alis bicimimi ve kisisel kariyerimde riski yonetis bicimimi ilginc buldugunu ifade etti. Bildiginiz gibi, bu tur okullarda, “risk” ve “risk yonetimi” konulari temel konulardandir, cunku buralardan yetisen cocuklar ileride, Amerika’nın cesitli yerlerinde doga ile iliskili sureclerde lider pozisyonlarinda gorev almakta ve bu sürec icerisinde karar verme ve risk yonetme konularinda buyuk sorumluluklar ustlenmektedirler.
Bir diger olumlu gelisme de, AKUT olarak hayal ettigimiz enstitu konusunda Colorado Mountain Collage ile ileride bir takim ortak calismalar yapabilecek bir acilim firsatimizin da olusmasi oldu. Turkiye’ye dondukten sonra, eldeki dokumanlari birlikte degerlendirip bu sureci nasil yonetecegimize bakacagiz.
Sevgiler
|
|
|
|
AMERİKA'DA İLK KONUŞMAMI YAPTIM
|
|
01-11-2004
|
Sevgili arkadaslar,
Denver'dan hepinize sevgiler. Dun ilk konusmamı buradaki arama kurtarma ekiplerine yaptım. "Arama ve Kurtarma operasyonlarýnda uluslararası perspektif" konulu bir sunum yaptým. Üstüste koyunca
gerçekten de AKUT olarak cok ciddi bir birikimiz oldugunu gordum. Presentasyonu hazýrlarken yavas yavas olustu ama dogrusu ya, AKUT tam anlamıyla bir uluslararası guc ve deneyimde ekip olmus. Bunları
kendi aramızda oturup fazla konusmuyoruz, cunku yaptıgımız ise tam olarak odaklanmıs bir sekilde calısıyoruz. Ama burada herkes cok etkilendi. Denver'dan 2.5 saatlik (gidis donus toplam 5 saat) yoldan gelen USAR ekibi (Colorado Task Force) ve diĞer dağ kurtarma ekipleri üzerinde inanılmaz saygı uyandırdık.
Prezentasyonun soru cevap kısmı prezentasyondan daha uzun sürdü.
Özellikle AKUT'un 3 önemli gucu ve yaklasımı karsısında hayran kaldılar.
Bunlar: 1. Bilgi birikimimiz 2. %100 gonullulugumuz 3. AKUT'un ahlaki ve felsefi durusu ve buna karsI Türk milletinin buyuk güveni ve saygısı.
AKUT bu kosulsuz gonullugu ve guclu ilkeleri, karsınıda gozyaslarını tutamayanlar bile oldu.
Buradaki her konusmamda, sizlerin arkamda oldugu ve her durumda elinizden gelenin en iyisini yapmakta oldugunuz dusuncesi ile daha
rahat, güvenli ve guclu bir durus sergiliyorum.
Hepinizi sevgiyle ve saygıyla kucaklıyorum,
Nasuh
|
|
|
|
SEMİNERLER VERMEK ÜZERE AMERİKA'DAYIM
|
|
01-11-2004
|
Amerika Birleşik Devletleri, Colorado’daki Lake County Arama Kurtarma ekibinin (LCSAR) davetlisi olarak, bir dizi seminer ve söyleşi yapmak üzere 25 Ekim 2004 Pazartesi günü, ABD’ye geldim.
Amerika’nın çeşitli eyaletlerindeki Türk – Amerikan derneklerinde, dağcılık kulüplerinde, arama kurtarma ekiplerinde ve üniversitelerde ve benzeri etkinliklerde konferans ve söyleşilere katılacağım.
Toplam bir aylık program dahilinde, tarihi kesinleşen aşağıdaki yerlerde ve başlıklarda, konuşmacı olarak katılacağım etkinlikler gerçekleştirilecek.
1. 27 Ekim 04 Lake County Search and Rescue (LCSAR) ekibinin evsahipliğinde, bölgedeki arama ve kurtarma ekiplerinin katılacağı “Arama ve Kurtarma Operasyonlarına Uluslararası Bakış Açısı” konulu açık sohbet toplantısı
2. 28 Ekim 04 Amerika’nın ikinci en iyi “Doğada Liderlik” okulu olan Colorado Mountain College, Timberline Campus'ünde “Takım Çalışması ve Liderlik” semineri
3. 29 Ekim 04 High Mountain Institute - (HMI), “15 – 18 yaş grubu öğrencilere “Kültürler Arası Liderlik Yaklaşımları” temalı söyleşi
4. 30 Ekim 04 Denver’daki Türk - Amerikan Kultur Derneği’nin (TACSCO - Turkish American Cultural Society of Colorado) Cumhuriyet Balosu yemeğinde "Türk Gençliğinin 21. Yüzyıl Türkiye Perspektifi" konulu konuşma
5. 3 Kasım 04 Evergreen’de bulunan Amerika’nın en prestijli dağ kurtarma timi, Alpine Rescue Team merkezinde, “Arama ve Kurtarma Operasyonlarına Uluslararası Bakış Açısı” konulu açık sohbet
toplantısı.
6. 9 Kasım 04 Boulder'daki University of Colorado'da, "Yedi Kıtadan Dağcılık, Kultur ve Coğrafya ve Uluslararasi Arama Kurtarma Calismalari ve AKUT" temalı soylesi ve dia gosterisi.
7. 16 Kasım 04 Washington'daki, 11 Eylül'de Pentagon'a düzenlenen terörist saldırı sonrasındaki arama ve kurtarma çalışmalarını organize eden Arlington County İtfaiye Birimini ziyaret ve karşılıklı fikir alışverişi, deneyimlerin paylaşılması.
8. 18 Kasım 04 New York’taki Türk Amerikan İş Forumu’nda “Başarılı bir Yaşam Öyküsü” temalı söyleşi
9. 21 Kasım 04 New York'taki Çevre Koruma Bölümüne bağlı ekiplerle açık sohbet toplantısı
10. 23 Kasım 04 New York'taki Colombia Üniversitesi'nde, "Yedi Kıtadan Dağcılık, Kultur ve Coğrafya" konulu söyleşi ve dia gösterisi.
11. 23 Kasim 04 New York'taki Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu'nda "Yedi Kıtadan Dağcılık, Kultur ve Coğrafya ve Uluslararasi Arama Kurtarma Calismalari ve AKUT" temalı soylesi ve dia gosterisi.
12. 30 Kasım 04 Harvard Üniversitesi’nde, “Uluslararası Dağcılık
Ekspedisyonları” konulu söyleşi ve dia gösterisi
Bu program çerçevesinde değişik yerel gazete ve dergilerde de çeşitli söyleşiler gerçekleştirmekteyim.
|
|
|
|
TÜRKİYE VE TERÖR
|
|
21-11-2003
|
Sevgili AKUT'lu Arkadaşlarım,
Milli Güvenlik Akademisi'ndeki eğitimim dolayısıyla bulunduğum Ankara'dan yaptığınız çalışmaları kalbim sizinle çarparak izledim. Büyük bir fedakarlıkla elinizden geleni yaptığınızı ve her zaman olduğu gibi vakit kaybetmeden ihtiyaç duyulduğu anda milletimizin yanında olduğunuzu uzaktan da olsa takip ettim. Akşam saatlerinde AKUT ekipleri Taksim'deki arama ve kurtarma çalışmalarını da sona erdirmiş ve patlama bölgesinden ayrılmıştır. Yarın sabah küçük bir ekip yine bölgeye gidecek ve emniyet ekipleri ile birlikte çevrede bir çalışma daha yapacaktır.
Terör, hiçbir şart altında ve koşulda kabul edilecek, herhangi mantıklı bir açıklamayla ifade edilebilecek bir uygulama olamaz. Kim tarafından ve kime karşı kullanılırsa kullanılsın, batıdan doğuya, doğudan batıya, veya bir ülkeden bir başka ülkeye, nerede, nasıl ve ne kadar kullanılırsa kullanılsın, terör her zaman ve her yerde mutlaka reddedilmeli, karşısına dikilmeli ve mücadele edilmelidir. Terör hiçbir şart altında meşru kabul edilemez.
Türkiye yıllarca terörle mücadele etmek zorunda bırakılmış, teröre 30.000 kurban vermiş, hatta sınır komşularımız tarafından terör belasının içine itilmiştir. Türkiye yıllar süren haklı mücadelesini sonunda kazanmış, terörizmi kontrol altına almış ve terörizme destek veren ülkeler ve gruplar dünya kamuoyunda afişe edilmiştir. Bugün dünya yeni bir sürece doğru ilerlemektedir. Bu süreç ne yazık ki hepimiz için zor ve üzücü olacaktır. Yaşadığımız coğrafyanın zorluğundan ve tehditlerinden kaçınmamız mümkün değildir. Bugün için Türkiye'nin ve Türk insanının tek çıkar yolu bütün zor günlerinde olduğu gibi Atatürk'e sırtını dayamak, bütün milli güç unsurlarını biraraya getirerek hiçbir mücadele, vicdan, ahlak ve inanç sistemine uymayan korkunç terörist saldırılara karşı milli birlik ve beraberlik duyguları içinde birarada durmaktır.
Sivillere dönük terörün amacı halkı terörize ederek düzeni bozmak, insanlar arasındaki birlik duygusunu yıkmak ve onları bölmek, yapay gruplaşmalara yol açmak, insanları yıldırmak ve onları herkesten ve herşeyden şüphe eder hale getirip barış, huzur ve istikrar ortamını yoketmektir. Türkiye bütün sorunlarına rağmen bulunduğu zor coğrafyada istikrarı ve güven ortamı ile örnek bir ülkedir. Bugün bu zor günleri de aşabileceğimizin tam inancında ve güveninde olarak yüzümüzü, üzerinde yaşadığımız bu eşsiz vatanın kurucusu o büyük adama dönmeli ve ortak paydamız olarak onun gösterdiği ülküde birleşmeliyiz.
Bizler bağımsızlığımız, huzurumuz ve refahımız için çok daha güçlü düşmanlara karşı çok daha büyük mücadeleleri bile başarıyla geçmiş bir milletiz. Bu zorlu süreci de omuz omuza vererek yine aşacağız. Başka saldırılar, başka ölümler, başka acılar da yaşayabiliriz, ancak ne olsursa olsun bunu da aşacağımıza inancımız ve güvenimiz tam olmalıdır. Bu alçakça saldırıları düzenleyenlerin amaçlarına ulaşamamaları için, acılarımızı içimize gömerek, ama gelecekteki yine huzurlu ve düzenli günlere ancak elbirliğiyle varacağımıza inanarak birarada durmak zorundayız. Bunu yapamadığımız an teröristler amaçlarına ulaşırlar. Halkı terörize edebildiklerine ve amaçlarına ulaştıklarına inanırlar. Ve bu durum teröristlerin sadece cüretini arttırmaya yarar.
Terörsitlerin içerideki ve dışarıdaki bağlantılarının çökertilmesi için Türkiye'nin ve dost ülkelerin bütün istihbarat ekipleri ve emniyet unsurları büyük bir kararlılıkla görevlerinin başındadır. Bizler de onların görevlerini yerine getirebilmeleri ve bir an önce bu beladan bizi çıkarabilmeleri için bizden bekledikleri işbirliğini ve manevi desteği onlara sunmalıyız. Bugün siviliyle, askeriyle, resmi ve özel kurum ve kuruluşlarıyla, iktidarıyla ve muhalefetiyle, polisiyle, istihbarat ekipleriyle ve jandarmasıyla, akademik kurumlarıyla ve gönüllüleriyle, kısacası yaşayan bütün unsurlarıyla, bu belayı birarada çözeceğine inanmış bütün milli unsurlarıyla birarada durmak zamanıdır.
Bizler, AKUT ve AKUT'lular, bu toprakların bağrından yetişmiş gönüllü bir sivil toplum örgütü olarak, ne olursa olsun, bu terör belası hangi noktaya taşınırsa taşınsın, ne bedeller ödenirse ödensin, ne tehlikeler yaratılırsa yaratılsın, aziz milletimiz ve kutsal Cumhuriyetimiz için her an ve her koşulda göreve hazırız. Bütün acılarımızı içimize gömerek, gerekirse gözümüzü kırpmadan kendimizi feda etme kararlılığında, büyük Atatürk'ün gösterdiği ülküde yurdumuza hizmet edeceğiz.
Osmanlı devlet geleneğinde, Osmanlı'nın muazzam gücünün kaynaklarından biri olan bir yaklaşım vardır. Bu sözü dernek içinde ikinci kez ve yine gayet bilinçli olarak kullanıyorum; "Ölen ölür kalan sağlar bizimdir." Bizler ayakta olduğumuz sürece hiçbir şey için geç değildir.
Son olarak, son günlerde terörist saldırılarda hayatını kaybeden tüm insanlara inançları doğrultusunda Tanrıdan şevkat ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Allah milletimizi korusun.
|
|
|
|
MİLLİ GÜVENLİK AKADEMİSİ 55. DÖNEM KURSU
|
|
06-10-2003
|
1 Ekim - 20 şubat tarihleri arasında, Milli Güvenlik Akademisi tarafından Ankara'da açılan 55. Dönem eğitim - öğretim dönemine kursiyer olarak katılmış bulunmaktayım.
Söz konusu tarihler arasında Ankara'da bulunacağım.
|
|
|
|
KÜRŞAT'IN ARDINDAN...
|
|
11-08-2003
|
|
Hayyam demiş ki;
"Ne bilginler geldi, neler buldular!
Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar.
Hangisi yarıp geçti bu karanlığı?
Birer masal söyleyip uyuya kaldılar."
İyi uykular kardeşim, masalın hepimize yol göstersin...
Tanıma şansı bulduğum ve birlikte arama kurtarma operasyonlarına katıldığımız günlerden beri Kürşat’ın kişiliğine, disiplinine ve dağcılık yeteneklerine hayran biri olarak kendimi zorlayarak da olsa bir kaç söz söylemek istiyorum.
Bu ülkenin yetiştirdiği en iyi ve en güvenilir dağcılardan biri olan Kürşat’la defalarca son derece kritik ve tehlikeli olaylarda, hızlı ve doğru karar vermenin tek şansımız olduğu durumlarda çalışma imkanı buldum. Her seferinde de, yanımda onun gibi her durumda kendi başının çaresine bakabilecek ve ekip arkadaşının yaşayabileceği her sorunda onu oradan çıkarabilecek biri olduğu için şükrettim. Aklınıza gelebilecek en zor ve tehlikeli arama – kurtarma görevlerine bile hiç tereddütsüz girebileceğim bir kaç kişiden biri olan Kürşat’ın arkasından sadece onunla yaşadığımız, hiç bir zaman unutamayacağım anıların kaldığını görmek ne garip. Rahmetli İskender’in cenazesini, üzerinde muazzam gücüyle çalışan dev Sikorsky helikopterin basıncına rağmen, eğitimli bir askerin keskinliği ve hızıyla saniye kaybetmeden helikopterin vincine tek başına bağlaması, Ağrı dağının zirvesinden, annesine verdiğimiz söz üzerine, öldürücü tehlikesine rağmen üzerimizde şimşekler çaktıran, yıldırımlar düşüren elektrik fırtınasını bile göze alarak, hiç tereddütsüz Sertaç Tümerdem’i sabitleyip, 100 metre aşağıda ekibimizin beklediği güvenli yere kadar tek başımıza taşıyışımız, birlikte yaptığımız keyifli tırmanışlar ve AKUT’a kattığı o büyük değer...
Kürşat’ın AKUT’un ruh halini en iyi özümsemiş kişilerden biri olduğunu rahatça söyleyebilirim. AKUT’un varoluş sebebi olan vatan ve insan sevgisini o kadar içselleştirmiş ve bunu doğal hale getirmişti ki, askerlik hizmetini bile gönüllü komando olarak yazılıp güneydoğuda yapmış ve büyük yararlılıklar göstermişti.
Sonrasındaki süreçte ise, bu büyük içsel gücünü ve birikimini Kızılay’ın çatısı altında tekrar bu ülkeye hizmet olarak geri döndürmeyi seçmişti.
Bu topraklar cesur bir vatan evladını daha yitirdi, hepimizin başı sağolsun.
"Dünya, yıldıramazsın beni ne yapsan;
Ölümden de korkmam, er geç ölür insan.
Ölmemek elimizde değil ki bizim:
İyi yaşamamak beni tek korkutan."
İyi yaşama ve iyi ölme sanatının bir olduğunu söyleyen ozanı haklı çıkarırcasına Kürşat Avcı, iyi yaşadı, iyi öldü.
Allah Rahmet Eylesin.
|
|
|
|
AĞRI DAĞINA BY PASS TIRMANIŞI BAŞARIYLA SONUÇLANDI
|
|
11-08-2003
|
|
Bir süredir basından izlediğiniz "Ağrı Dağına By Pass" projesi geçtiğimiz Cumartesi günü başarılı bir şekilde sona erdi.
Prof. Dr. Bingür Sönmez'in topluma vermek istediği bir mesaj üzerine hazırlanan projenin, bildiğiniz gibi dağcılık organizasyonunu ve liderliğini Yönetim Kurulu üyemiz ve Antalya Birim sorumlumuz Yılmaz Sevgül ile birlikte ben üstlendim. AKUT'un kurumsal adıyla değil de, AKUT üyelerinin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilen bu etkinlik sonrasında, tırmanış için alınan 14 kişilik tam takım dağcılık ekipmanı, tüm katılımcıların desteği ile AKUTderneğine bağışlanmıştır. Bu ekipman kendi bölgelerinde daha verimli çalışabilmeleri için uç birimlerimize dağıtılacaktır.
Temel amacı Koroner By Pass ameliyatı geçiren hastaların, ameliyat sonrası süreçte kendilerini bakıma muhtaç, eksik, yarım, evlerinden çıkamaz durumda hissetmelerini önleyip, bir an önce ameliyat sonrası yaşadıkları psikolojik bunalımdan kurtulmalarını sağlamak olan bu etkinlik çerçevesinde verilmek istenen mesaj, koroner by pass ameliyatı geçiren kişilerin, beslenmelerine, antrenmanlarına ve doktorlarının dediklerine dikkat ederlerse, ameliyat sonrası hayatlarını da, eskisi gibi sağlıklı, dengeli, kalıteli bir şekilde sürdürebilecekleri mesajını vermek olan bu etkinlikte, by pass'lıların Türkiye'nin en yüksek dağı olan Ağrı dağına bile gidebilecekleri gösterilmiştir.
Tırmanış sonunda 63 yaşındaki Sn. İsmail Bölükbaşı 3800 metreye dek, 43 yaşındaki Sn. Selim Sitar ve 39 yaşındaki Sn. Ayhan Çakar ise 4200 metreye dek tamamen kendi güçleri ve imkanları ile tırmanmayı başarmıştır. Projenin başında amaçlanan mesaj tam olarak toplumun her kesimine ve yaklaşık 2.5 milyon kalp rahatsızlığı olan insana ve ailelerine verilmiştir. 25 kişilik ekibimizden 14 kişi zirveye ulaşmıştır.
Bu projenin başarılı bir şekilde sonuçlanmasında katkıları olan herkese teşekkür etmek istiyorum, Özellikle, yaptıkları işin ciddiyetinin farkında büyük bir disiplinle çalışan, Antalya ekibimizden Alkan Uğurlu, Süleyman Vardar ve Güney Çetinkaya'ya, proje liderliği konusunda bana destek veren Yılmaz Sevgül'e, projeye İstanbul ekibimizden katılan Melih Fidan'a, Memorial Hastanesi'nden katılan doktorlara ve dışarıdan projeye dahil olan dağcılara huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Elbirliği ile kamu sağlığını ilgilendiren bir projede, topluma çok olumlu mesajların iletilmesi hususunda gösterdikleri gayretle, daha sağlıklı ve huzurlu bir toplum oluşturulması hususunda bir taş da biz koyduk.
Hepimiz için hayırlı olsun.
|
|
|