Mon10232017

Son Guncelleme09:21:39 ÖÖ

Google Translate


Back Blog
Blog
02 Dec 2015
by Administrator - 
Kategori Blog



Sevgili Herkes,

Bu yazı, Putin’le ilgili paylaştığım mesajdan sonra başlatılan hakkımdaki kasıtlı karalama kampanyasını, algı yönetimini ve yanlış anlaşılmayı düzeltmek için kaleme alınmıştır…

Sosyal medyada paylaştığım ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Türk Milletine hiçbir kazanımı olmayacağına emin olduğum, ulusal menfaatlerimize tamamen aykırı olarak bir Rus savaş uçağının sınırımızda düşürülmesi ve pilotunun ölmesi hakkındaki paylaşımımdan sonra ortalığı birbirine katıp hakkımda dünya kadar yalan söyleyen, soyuma, sopuma, aileme, her şeyime hakaret eden, yine bildik iftiralarını ve yalanlarını art arda sıralayan Aktrollere ve onlar gibi düşünenlere benim de söyleyeceklerim var…

Her şeyden önce fikirler fikirlerle yarıştırılır. Paylaştığım bir fikire ağıza alınmayacak hakaretler etmek ve işi yine Ermeni, Yahudi, Siyonist, vatan haini, bilmem ne gibi yalan ve iftiralara getirmek sadece kendi kalitenizi gösterir. Ben fikirlerimi size kendimi beğendirmek ya da sizden onay almak için değil, doğru ve gerekli olduğuna inandığım için paylaşıyorum. Herkes gibi ben de inandığım doğruları söyleme ve savunma hakkına sahibim. Kimseye hakaret etmediğim bir paylaşıma hakaretle cevap vermek, sadece kendi karşıt fikrinizi savunmak için elinizin çok zayıf olduğunu ve üste çıkmak için hakaret, tehdit, iftira ve yalanı bir yöntem olarak tercih ettiğiniz anlamına gelir. Bir de tabi ki daha önce de bana defalarca AKP’liler tarafından yapıldığı gibi, bir düğmeye basılmış olduğu…

Ben katıksız Atatürkçü, sonuna kadar yurtsever ve Türkiye Cumhuriyeti’ne sonsuz bağlı bir yurttaşınızım. Benim ülkeme hizmetlerim bana çemkirenlerin toplamından daha fazladır. Uzun yıllar, dağcılık, spor, sosyal girişimcilik, sivil toplum kuruluşları, arama kurtarma, afetlerle mücadele gibi pek çok farklı alanda Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’ni çeşitli seviyelerde temsil ettim. Çoğu zaman da, ulusal ve uluslararası büyük başarılar elde ettim. Bu alanlarda elimizin güçlenmesine öncülük ve liderlik ettim, hala da ediyorum. Hayatım ve evim kupalar, plaketler, ödüller, armağanlar ve başarılarla doludur. Ülkem durduk yerde ve hiç gereği yokken savaşa girmesin, savaş tehdidiyle yaşamak zorunda kalmasın diye yazdığım bir paylaşımdan sonra, Türkiye için yaptıklarımı bir kalemde silip beni hain ilan etmeye kalkışmak en azından ayıptır…

Savaş halinde olmadığımız dost bir ülkenin savaş uçağını, sınırımızı geçmiş dahi olsa düşürerek, öldürerek cezalandırmayı tercih edenlerle aynı fikirde değilim ve olamam. Ben Atatürk’ün; YURTTA SULH CİHANDA SULH ilkesine ve SAVAŞ BİR ULUSUN HAYATI TEHLİKEYE GİRMEDİKÇE BİR CİNAYETTİR düsturuna inanırım. Velev ki Rus jeti sınırımızı ihlal etti, bu konuyu soğukkanlı bir şekilde düşünerek, kimseyi öldürmeden, Rusya gibi bir süper gücü gereksiz yere karşımıza almadan ve bize büyük ekonomik zararlar verebilecek aramızdaki çok yönlü ilişkileri bozmadan, akabinde nota vermek gibi, açıklama istemek, protesto etmek gibi, Büyükelçisini çağırmak, askeri ataşesini gibi, daha sonra ilgili yetkilileriyle müzakere etmek gibi, BM’de, NATO’da konuyu masaya yatırmak gibi daha barışçı ve daha sürdürülebilir bir yöntemle çözmek mümkünken, sanki daha önceden planlanmış bir operasyon gibi, – sosyal medya fenomeni Fuat Avni söylemişti bunu biliyorsunuz – dost bir ülkenin uçağını anında indirmeyi asla doğru bulmuyorum. Açıkçası bulanlara da hayret ediyorum. Savaşı bilgisayar oyunu, ölmeyi de bayılmak zannediyorlar galiba…

Sınır elbette ki namustur ama savaş veya savaşa kışkırtmak en son çaredir. Yunanistan’la Ege’de hemen her gün it dalaşı yapıyor jetlerimiz, biz Yunanistan’ın iddia ettiği Kıta Sahanlığını kabul etmiyoruz ve bu yüzden sürekli sınır ihlalleri yapıyorlar ve jetlerimiz kovalıyor hepsini ama kimse kimseyi vurmuyor. Müzakereyle çözülemeyecek kadar kanallar tıkandıysa savaş seçeneği gündeme gelir ve o zaman da 78 milyonluk Türk Milleti bir olur, birlik olur ve karşısına kim çıkarsa çıksın kendini bütün gücüyle savunur. Buna zaten kimse itiraz edemez ancak buradaki durum böyle bir durum değil. Burada işin içinde bir iş var. Türkiye’nin ulusal menfaatlerinden ziyade AKP’nin ve daha özelinde RTE’nin menfaatlerine dönük bir hamleymiş gibi görünüyor bu olanlar. Yakında ortaya çıkacaktır hepsi, hemen coşmayın, az sabredin…

Benim ol(a)madığım medya kanallarında, programlarda bana hakaret eden, iftira atanlara da bir çağrım var. ATV, ÜLKE TV, 360 ve benzerleri, bu çağrım en önce size. Bu konuları konuşmak üzere isteyen herkesi istediği kanalda, istediği zamanda canlı yayına davet ediyorum. Ne kadar uzmanınız, adamınız varsa hepsini karşıma çıkartabilirsiniz, ben tek başıma geleceğim ve fikirlerimi savunacağım. Cesaretiniz varsa, benim olmadığım ortamlarda hakkımda sıktığınız palavraları, iftiraları, yalanları bir de benimleyken söylemeye davet ediyorum sizleri…

Gelelim asıl soruma; AKP hükümeti, Ege’de bize ait olan 16 adamızı göz göre göre, bu konudaki yine benim gibi gerçek Atatürkçülerin defalarca uyarmasına, yazmasına, söylemesine rağmen, sebebini bilmediğimiz bir gerekçeyle Yunanistan’a hediye etti, sattı, verdi, peşkeş çekti artık hangisini anlarsanız… AKP’nin ve bana bu kadar hakaret eden AKP’lilerin çifte standardı beni rahatsız ediyor. Madem sınır namustur sizin için de ve sadece sınırımıza saniyelerle girdi diye dost bir ülkenin savaş uçağını düşürecek kadar sınırlarımızı önemsiyoruz, neden Ege ve Akdeniz sahillerimizdeki 16 adamızı ve toplamda 152 kayalığımızı Yunanistan’ın işgal etmesine, kendi topraklarına katmasına sesiniz çıkmıyor, hiç çıkmadı… Bu konu öyle gizli saklı filan da değil, bas bas bağırıyoruz, Ege’deki adalarımızı neden Yunanistan’a sattınız diye. Var mı içinizde bir tane AKP’li babayiğit, bu konuyu AKP’ye, RTE’ye sorabilecek cesareti olan? Aktroller, bir kelime söyleyebildiniz mi bu işgale, ne oluyor kardeşim burada diyebilen var mı içinizde? Yunanistan göstere göstere bizden gasp ettiği burnumuzun dibindeki adalarımıza Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarıyla gelip poz verdi, bayrak dikti. Rus jetinin düşürülmesini onaylayanlar ve her tür hamaset edebiyatı yapanlar, neden Yunanistan’ın 16 adamızı ve 152 kayalığımızı kendi topraklarına katmasına ses çıkarmaz, görmezden gelir? Var mı bunun verebileceğiniz bir cevabı?

1996’da Kardak kayalıklarını Yunanistan’a kaptırmamak için dönemin hükümeti Yunanistan’la savaşı bile göze almıştı ve dünyanın en iyi askerleri, bir kısmı dostum olan SAT komandolarımız müthiş bir operasyonla bize ait olanı bize ait tutmayı başarmışlardı. Devlet bir tek kayalığını bile bırakmamıştı Yunanistan’a. AKP 16 adamızı ve 152 kayalığımızı Yunanistan’a verdiği yetmiyormuş gibi, Kardak kahramanı SAT’larımızı sahte davalarla yıllarca hapiste yatırdı, askeri kariyerlerini bitirdi. Var mı buna verebileceğiniz bir cevap Aktroller, AKP destekçileri?

Ben hükümetimden keyfiyet değil adalet isterim. AKP’nin Yunanistan’a yıllardır verdiği aşırı tavizler ortadayken, herhangi bir çatışma olasılığında yenme olasılığımızın olmadığı dünyanın süper gücüne karşı bu saldırganlığı hepimiz için çok tehlikeli buluyorum ve soruyorum; AKP, neden Yunanistan’a gösterdiği hoşgörüyü Rusya’ya göstermedi? Tepkimin sebebi bu sorunun cevabında gizlidir ve o cevap da er ya da geç ortaya çıkacaktır…

Sizin gibi düşünmeyen birine her tür hakareti edip, her tür iftirayı atmak değildir vatanseverlik. Vatanseverlik, Vatanın menfaatini her yerde, her zamanda, her koşulda en üst düzeyde tavizsiz bir şekilde korumak ve kollamaktır. Türk Bayrağını aranızda benim kadar yücelten varsa beri gelsin… Ekteki, BİZİM EN BÜYÜK SEVDAMIZ AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZDIR adını verdiğim fotoğraf albümünü de karşıt fikirli olmayı hadsizlik ve densizlik noktasına getirenler için küçük bir hatırlatıcı olarak paylaşıyorum. Bunları yapan ve başaran adama vatan haini demek asıl vatan hainliğidir. Hain görmek istiyorsanız aynaya bakın...

Son olarak bütün bu ve benzeri paylaşımlarımı ülkesini ve ülkesinin, milletinin geleceğini düşünen sorumlu bir yurttaş olarak yapıyorum. Sözlerim ve fikirlerim, kurucusu, yöneticisi, başkanı, üyesi, gönüllüsü, sempatizanı, vs olduğum sivil toplum kuruluşlarını bağlamaz. Her söylediğim yalnızca beni ilgilendirir ve sorumluluğu da yalnızca bana aittir. Benim üzerimden başka bir yere fatura çıkarmaya kalkmasın kimse. Yasal olarak bir şeyler yapılabileceğini düşünüyorsanız söylemlerimle ilgili, hodri meydan, elinizde her tür yasal güç var, ben tek başına bir adamım. Gerekirse yasalar önünde de bu konuları tartışmaya hazırım…

Sevgilerimle,

Ali Nasuh Mahruki
Sorumlu Yurttaş

22 Oct 2015
by Administrator - 
Kategori Blog

Değerli Dostlar,

AKP Türkiyesinde yaşamak ilkel bir Ortadoğu ülkesinde yaşamaya her geçen gün daha çok benziyor. 7 Haziran’dan bu yana teröre 150’ye yakın şehit, 250’ye yakın sivil yurttaşımızı verdik, yüzlerce yurttaşımız yaralandı, bir kısmı sakat kaldı. 13 yıl önce terörsüz bir Türkiye teslim alan AKP ve RTE, göz göre göre bugün ülkemizi sokaklarında, AVM’lerinde, toplu ulaşım araçlarında, demokratik yürüyüş. gösteri, protesto haklarımızı bile huzur ve güven içinde korku duymadan dolaşılamayacak, demokrasinin hepimize verdiği çağdaş bir hak olan yürüyüş. gösteri, protesto haklarımızı bile korku ve endişe duymadan, ölmeyi ve yaralanmayı göze almadan kullanamaz hale getirdi. Tek sebebi de baba-oğul hırsızlık yapan ve rüşvet yiyen alçakları adaletten kaçırma çabaları. Hala utanmadan 400 MV verilmediği için, AKP tek başına iktidar olmadığı için diyebiliyorlar. Neredeyse 400 canımız gitti, bunların derdi hala ve utanmadan, sıkılmadan 400 MV... 

Cumhurbaşkanına hakaret etti diye lise ögrencilerinin twitter hesabını bile takip eden, 40 yıllık gazetecilere yine hakaret gerekçesiyle 11 ay 20 gün hapis cezası veren, tüm istihbarat gücünü, hepimizi düşünce suçuyla yıldırmak için kullananlar bunca ölüm, dehşet ve acı karşısında bile pişmiş kelle gibi sırıtarak, `güvenlik zaafiyeti yok` diyebiliyorlar. Hesabını veremeyecekleri her olaydan sonra interneti yavaşlatan, sosyal medyayı kapatan, saldırıyla ilgili yayın yasağı getiren sorumsuz sorumluları protesto ediyorum. Başkentimizde, Cumhuriyet tarihimizin en kanlı terör saldırısı gerçekleştiriliyor, 100’e yakın yurttaşımız hayatını kaybediyor, acı, öfke, şok hepimizi sarsmış durumda. Birbirimize, konuşmaya, duymaya, dinlemeye, bilgiye, olan biteni anlamaya ihtiyacımız var. Hepimiz ülkemizin geleceğiyle ilgili endişe ve korku duyuyoruz. Cevap istiyoruz, yetkililerden açıklama bekliyoruz. Cumhuriyet tarihinin en korkunç terör saldırısını yaşamışız, hepimizin birbirine ihtiyacı var, adamların ilk yaptığı iş yayın yasağı getirip, birbirimizle konuşabileceğimiz, büyük acımızı birlikte dindirmeye çalışacağımız, ancak acıyı bölüşerek katlanabileceğimiz tüm mecraları durduruyorlar. Bunu ancak bir düşman yapabilir…    

400 MV verin huzur içinde çözülsün diyen, vermediğimiz için, 2015’in dünyasında ülkemizi kan gölüne çeviren vicdansızları 1 Kasım’da hep birlikte sandığa gömelim Dostlar ve arkasından da 13 yıl boyunca işledikleri bütün suçların bedelini, hepsini tekere teker adaletin önüne çıkararak ödetelim ve geleceğimize yeni, temiz bir sayfa açalım… 

Ülkemden, yurttaşımdan tek dileğim budur artık. Gerisini zaman içinde hep birlikte çözeceğiz...

Milletçe başımız bir kez daha ve umarım son kez sağ olsun…

En derin üzüntülerimle,

Ali Nasuh Mahruki
Sorumlu Yurttaş

31 Aug 2015
by Administrator - 
Kategori Blog

Degerli Dostlar,

Dikkat ediyorum, benim sosyal medya sayfalarıma dadandırdıkları tipler bana sürekli vatan haini, Ermeni, yahudi, dönme, Israil ajanı, siyonist gibi ithamlarda bulunuyorlar hiç utanmadan, hiç sıkılmadan. Sayfalarında da artık nedense hep bir Türk bayrağı var, kendilerini bu vatanın sahibi, koruyucusu, en büyük vatansever filan bizleri de vatan hainleri, Ermeniler, yahudiler, dönmeler veya Türkiye’ye çağ atlatmış olan asrın liderini türlü ayak oyunlarıyla devirmeye çalışan emperyalistlerin piyonu, Geziciler, ateistler, dinsizler vs olarak tanımlıyorlar. Düpedüz ırkçılık yapıyorlar ve kendi yandaşlarını inandırmak için bu abuk yalanlarını sürekli tekrar ediyorlar. Bu ne akıllara zarar bir durumdur hiç anlayamıyorum. Bu ne cüret, bu ne densizlik diyesi geliyor insanın ama o günler eski Türk filmlerinde kalmış, karşında bunu duyduğunda yüzü kızaracak birileri yok artık. Adamların işi bu. Aslında korumak istedikleri kendilerini besleyen kendi lehlerine işleyen hukuksuz kuralsız, keyfi saltanat düzenin devamı. Sosyal medyadaki sorumlulukları da bu amaçla, Atatürkçü, vatansever, Cumhuriyet’in kazanımlarının farkında ve koruma kararlılığında, fikir önderi olan, siyasi gücü ve etkisi olan herkesle her seviyeden mücadele etmek. Sayfaları takip eden herkesin gözünde küçük düşürmeye, karalamaya çalışmak, belki meşgul etmek. Hatta olası bir kavga süreci için de bizleri yeteri kadar ötekileştirip kendi kitlelerinde artık düşmanlık algısı yaratmak. "Onlar Geziciler" diyerek yapılan da aslında bu. Benimle de etkin mücadele ettiklerini söyleyebilirim... Bir kısmı profesyonel bir kısmı sempatizan olan çoğu küfür etmeye, çoğu yalan söylemeye meyilli bu kişilerde ortak olan nokta, sabit fikirlilikleri ve küçücük bilgi ve kelime hazineleriyle de papağan gibi kendilerine belletilen birbirine benzer cümleler kurmaları ve yalanlarla dolu bir tarihe inanmaları. Bunlar bir süredir benim sayfalarıma da dadanmış durumdalar. Hakaretin, küfürün bini bir para, malesef. Bazılarının profillerinde Türk bayrakları, bir çoğunda Osmanlı tuğrası var, kendilerince vatansever bir ağız konuşuyorlar. Lider severlikle Vatan severliği karıştırıyorlar. En tepeden oluşturulan, Türkiye’nin geçmişi, bugünü ve geleceğiyle ilgili hepsinin egolarını okşayan masallarla dolu bir gerçeklik algısında yaşıyorlar ve kendilerine inanan kitleyi bu algı etrafında bir arada tutmak için sürekli bu yalanları her ortamda tekrar ediyorlar. Bir yandan da sürekli ötekileştiriyorlar, bunu da çok sinsice yapıyorlar. Yandaş medyanın yaygın medyada yaptığını bunlar da sosyal medyada yapıyorlar... Son süreçte sosyal medya sayfalarımda yazdıkları rezil kepaze yazılardan bazılarını, ekte bulabileceğiniz şekilde sizlerle paylaşmamın en doğrusu olacağına karar verdim. Daha bunlar gibi bir dolu var, iyi çalışıyorlar doğrusu. Bazılarının içinde küfürler de var. Bu konuda lütfen beni mazur görün, konunun boyutlarını sizlere tam olarak verebilmek için böyle yapmak zorunda kaldım. Bu yalanlar ve iftiralarla dolu algı yönetimi kampanyalarıyla nasıl daha etkin ve daha doğru mücadele edebiliriz sorusunun cevabını hep birlikte bulmaya çalışmalıyız…

Görmek için tıklayınız

Sevgilerimle,

Ali Nasuh Mahruki
Sorumlu Yurttaş




Sayfa 1 / 6