Motosikletle Dünyayı Yaşamak 1

İlk motorumu 1995 yılında almıştım. 660 cc.lik yeşil bir Yamaha Tenere. Kısa sürede genel motosiklet tecrübemi kazandıktan sonra, İstanbul yakınlarında günübirlik, ya da iki günlük kısa turlarla motosikletin verdiği inanılmaz özgürlük ve serbestlik duygusunu yaşamaya başladım. Gün geçtikçe, müthiş pratikliğiyle kaçınılmaz olarak motosiklet hayatımda daha da önemli bir yer edindi.

Şehir içindeki hemen her türlü işimde rahatlıkla kullandığım motor, park sorunu ve trafik sorunundan minimum etkilendiği için, benim gibi yoğun bir temposu olan birine göre ideal bir ulaşım aracı haline geldi. Hafta sonu şehir dışına yaptığım hızlı kaçamaklara fırsat verdiği için de bir o kadar daha cazip olmaya başladı.

Derken motosikletle yurt dışına gitmek fikri çıktı ve ilk yurt dışı gezimizi, akraba olduğumuz Yusuf abiyle (Dino) birlikte Yunan adalarına yaptık. 15 gün kadar süren bu inanılmaz keyifli yolculuk, hayatımda yepyeni bir sayfa başlattı; Motosikletle dünyayı yaşamak. İstanbul’dan çıkıp Ankara’da buluştuk ve birlikte Çeşme’ye gittik. Sonrası Sakız, Sisam, Naxos, Paros, Ios, Santorini ve Mikonos adalarına ve ardından Pire limanından Atina’ya meşhur Akropolis’e ve muhteşem kiliseleriyle Meteora’ya uzanan harika bir yolculuk oldu. Öyle ki, daha İstanbul’a dönmeden yeni motosiklet rotaları hayal ediyordum bile.

Derken 1997 yılında motorumu değiştirdim ve bir BMW R 80 GS Basic aldım. Tamamen mekanik yapısı ve kendini kanıtlamış dayanıklılığıyla bu motor bundan sonraki planlarım için çok daha uygun ve doğru bir seçim oldu. Aynı yıl, üniversite yıllarımdan bu yana en büyük hayallerimden biri olan, motosikletle doğuya, Katmandu’ya yolculuk projemi hayata geçirmeye karar verdim. 4 ay süren ve Türkiye, İran, Pakistan, Hindistan, Nepal ve Sıkkım’ı içeren, toplam 21.000 kilometre yol yaptığım benim için inanılmaz tecrübelerle dolu bu yolculuğun tadı hala damağımdadır. Dördüncü kitabım, “Asya Yolları Himalayalar ve Ötesi”nde de bu yolculuğu yazdım. O geziden sonra, hala ilk fırsatta yine uzak coğrafyalara doğru yol alabileceğim bir motor yolculuğu hayaliyle kitaplar karıştırıp yeni rotalar seçmeye çalışıyorum. 2001 yılı için aklımda güzel bir rota şekillenmeye başladığını şimdiden söyleyebilirim.

Motosiklet kullanan ve belirli bir tecrübeye ulaşan ve hala yapabilecekken dünyayı tanıma tutkusu olan herkese motosikletiyle böylesi bir yolculuğu tavsiye ediyorum. Kurallarına uyulduğu taktirde, motosikleti son derece güvenli kullanmak mümkün. Her ülkenin veya bölgenin kendine özgü riskleri elbette ki var, ancak iyi bir önhazırlıkla ve bilgiyle bu riskler minimuma indirilebilir. Hem unutmayın,; riske girmeden başarı olmaz.

Motosikletle uzun bir yolculuğa çıkacak olanlar için hazırladığım, faydalı olacağını düşündüğüm bazı önerileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Doğrusu ya, ilkbaharın bu ılık ve renkli günleri motosikletinize atlayıp, yönünüzü istediğiniz bir coğrafyaya çevirip gazı açmanın tam zamanı…

MOTOSİKLET İLE YOLA ÇIKMADAN ÖNCE;

_ Gitmek istediğiniz rota üzerinde ciddi bir ön araştırma yapın. Mevsim seçimi, seyahat güvenliği, gezilecek ülkelerin o dönemdeki politik durumları ve özel durumlarının olup olmadığını öğrenin. ( Bazı ülkelerin, son x hafta içinde y ülkelerine gittiyseniz z aşılarını olmanız gerekli gibi talepleri olabilir.) Konsolosluk ya da temsilciliklerden güncel bilgileri alın ve yeni baskı bir rehber kitap bulup rotanızı iyice inceleyin ve görmek istediğiniz yerleri önceden kararlaştırın.

_ Gitmek istediğiniz rota üzerindeki ülkelerin, yeni baskı karayolları haritalarını edinin. Türkiye’de bulamasanız bile yurt dışından kolaylıkla getirtebilirsiniz.

_ Yurt dışına herhangi bir araç ile çıkmak istiyorsanız, (bisiklet hariç) aracınız için Carnet de Passage adlı bir pasaport (triptik) çıkartmanız gerekiyor. Türkiye Turing ve Otomobil kurumundan alacağınız bu belgedeki motorunuzla ilgili bilgileri, mutlaka çok iyi kontrol edin. Küçük bir rakam yada harf hatası, gümrüklerde başınızı çok ağrıtabilir.

_ Pakistan, Hindistan, Mısır ve Libya, kendi ülkelerine geçici bir süre için ithal edilecek araçların, tekrar ülke dışına çıkacağını garanti altına almak amacıyla, aracınızın üretim yılına ve tipine göre belirli bir miktar teminat mektubu talep ediyor. Türkiye Turing ve Otomobil kurumundan aracınızın karnesini çıkartırken yatıracağınız bu teminatı, aracınızı tekrar Türkiye’ye soktuktan sonra geri alıyorsunuz.

_ Türkiye Turing ve Otomobil Kurumundan uluslararası ehliyet çıkartmayı ihmal etmeyin. Her ne kadar çok sorulan bir evrak olmasa da, bazı ülkeler zorunlu tutuyor ve bir kaza durumunda daha az sorun yaşarsınız.

_ Vizelerinizi, aracınızın karnesini ve yapmanız gereken diğer resmi işlemleri, yola çıkmadan en az bir hafta – on gün önceden bitirmiş olun, çünkü son günlerde hiç aklınıza gelmeyen detaylarla uğraşmanız gerekebilir.

_ Yolculuk boyunca, pasaportunuzu, aracınızın karnesini, uluslararası ehliyetinizi ve eğer varsa aşı karnenizi mutlaka üzerinizde taşıyın. Bunlardan hazırlayacağınız birer fotokopiyi de, yedekte bulundurun. Fotokopilerin her ne kadar resmi bir yaptırımı olmasa da, orjinallerinizi kaybettiğiniz taktirde, sonraki işlemleri hızlandırabilirsiniz.

_ Aracınızı ya Türkiye’de, ya da rotanız üzerindeki ülkelere giriş yaptığınızda sigortalatmayı ihmal etmeyin. Bazı ülkeler, karşı tarafa verilebilecek zararlara karşı sigortalanmayı zorunlu tutuyor. Bu durumun işleyişini öğrenmek için yolculuk öncesi iyi bir ön araştırma yapmanızda fayda var.

_ Değişik marka ve model motorlardan, hatta bir Citroen 2CV’den tutun da, karavanlara, kasası kapatılmış bir Unimog’a yada içi uzun yol için hazırlanmış otobüslere kadar çok değişik tipteki araçlarla böyle bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Karar vermeniz gereken tek şey, bu yolculuktan ne beklediğiniz olmalı.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir