Yaşayan Bir Dünya İçin Kutsal Hediyeler

World Wide Fund for Nature’ın, (WWF), (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) yıllık toplantısı, 13 – 17 Kasım tarihleri arasında Nepal’in başkenti Katmandu’da yapıldı. 4.7 milyon destekçisi ve 96 ülkede oluşturduğu küresel ağı ile, dünyanın en etkin ve güçlü çevre koruma örgütlerinden biri olan WWF’nin misyonlarını kısaca üç maddede toplayabiliriz;

1- Dünyanın biyolojik çeşitliliğinin korunması,

2- Tükenebilir kaynakların tekrar yerine koyulabilir şekilde kullanımını sağlamak,

3- Çevre kirliliğinin ve savurgan tüketiminin azaltılmasını sağlamak.

WWF’nin dünyanın dört bir yanındaki üyelerinin ve temsilcilerinin katıldığı bu yılki toplantılarda, her yıl olduğu gibi ormanların, su kaynaklarının, okyanusların ve biyolojik çeşitliliğin korunması, zehirli atıkların kontrolu ve iklim değişikliğine yol açabilecek, enerji kaynaklarının doğru ve bilinçli tüketimi konuları ağırlıktaydı. Ancak bu yılı diğerlerinden ayıran çok önemli yeni bir proje daha vardı; WWF ile birlikte, Alliance of Religions and Conservation, (ARC), (Dinler ve Koruma İttfakı) organize ettiği “kutsal hediyeler” projesi.

Bu yılki toplantının ilginçliklerinden biri de, bir Jain keşişinin Hindistan’dan yürüyerek Katmandu’ya gelmesi ve özellikle “Ahimsa” kelimesi ile ifade edilen yetersiz olmakla birlikte şiddet karşıtlığı olarak çevirebileceğimiz Jain dini öğretilerini izleyicilerle paylaşmasıydı. Yaşamın her türlüsüne sonsuz bir saygı duyan Jain’ler, kazayla bir böcek yutup ölümüne sebep olmamak için ağızlarını maskeyle kapatıyorlar ve yürürken herhangi bir böceğe basmamak için de, önlerini süpürerek adım atıyorlar.

WWF olarak veya WWF ile birlikte çalışan ülkelerin temsilcilerinin katılımıyla yapılan toplantılarda, bu yılın çalışmaları değerlendirildi ve geleceğe ilişkin stratejiler ve planlar konuşuldu. Evsahibi ülke olarak Nepal adına da kralın kardeşi, prens Gyanendra Bir Bikram Shah, aynı zamanda yöneticisi de olduğu, WWF ile ortak çalışan, The King Mahendra Trust for Nature Conservation, (Doğa Koruma için Kral Mahendra Vakfı) adına bir konuşma yaptı.

WWF TÜRKİYE

Kutsal hediyeler projesine geçmeden önce bizi yakından ilgilediren önemli bir gelişmeden bahsetmek istiyorum. Hepinizin yakından tanıdığı, 1975 yılında Urfa’nın Birecik ilçesindeki Kelaynakların koruma altına alınması projesi ile kurulan Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD), o gün bugündür kelaynak projesi ve yine çok bilinen Dalyan’daki Caretta Caretta’ların korunması projeleri dahil olmak üzere WWF ile pek çok ortak projeye imza atmış. Sağlıklı büyümenin kaçınılmaz bir sonucu olarak da 1996 yılında kurdukları Doğal Hayatı Koruma Vakfı (DHKV) ile birlikte hem DHKD hem de DHKV olarak, Türkiye’de çevre koruma adına pek çok önemli koruma programını hayata geçirmişler.

1994 yılından bu yana WWF’in yarı üyesi olarak Akdeniz Projesi de dahil olmak üzere çeşitli projelerde yer alan DHKV’nin, Katmandu’da yapılan WWF uluslararası komite toplantısında, WWF Türkiye olması kararı alındı. Son onay mekanizması olan bu toplantıda DHKV’nin bir yıl daha bekletilmesi de bir alternatif olarak görüşülürken, Yunan delegasyonunun bize tam destek vermesi sonucunda, tam katılım kararı 2000 yılı toplantısında alındı ve tüm üye ülkelere ve temsilciliklere duyuruldu. Dünyanın en etkili çevre kuruluşlarından biri olan ve 25 ulusal örgütü, 4 yarı üyesi ve 100’e yakın temsilciliği bulunan WWF’ye Türkiye’nin de üye olması hem prestijli hem de sunacağı imkanlar açısından son derece önemli bir gelişme.

DHKD ve DHKV’yi temsilen WWF’nin toplantısına katılan DHKD’nin onursal başkanı ve DHKV’nin kurucularından Nergis Yazgan, bu kararın ardından, Hollanda eski başbakanı ve WWF’nin başkanı Ruud Lubbers ve WWF’nin genel müdürü Claude Martin tarafından tebrik edildi.

DHKV’nin, WWF Türkiye olmasıyla ilgili imza töreni, Şubat ayında DHKV başkanı Okan Tapan’ın ve WWF başkanının katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilecek.

ARC – DİNLER VE KORUMA İTTİFAKI

ARC’ın kökleri, WWF’nin 1986 yılında İtalya’nın Assisi şehrinde düzenlediği ve WWF’in 25. kuruluş yılı dolayısıyla davet edilen dini liderlerin katıldığı toplantıya gidiyor. Doğal hayatın korunması ve insanın doğa ile olan ilişkisinin farklı yaklaşımlar tarafından araştırılması düşüncesiyle WWF böyle bir proje başlatmış. İlk toplantıda Assisi’nin seçilmesinin sebebi, bitkilerin, hayvanların, kısacası doğanın azizi diye de bilinen ve aynı zamanda Fransisken mezhebinin de kurucusu Saint Francis’in de bir Assisi’li oluşu. Assisi’deki toplantıda 5 dinin temsilcileri bulunan ve bugün 11 farklı dinin temsilcilerinin katıldığı ARC, 1995 yılında bağımsız bir örgüt olarak kurulmuş. Bütün dünyaya yayılmış uygulamalı ve eğitim içerikli projeleri ile, “dinlerin hediyeleri” kavramına fiziksel bir boyut kazandıran ARC, kutsal hediyeler projesine büyük ağırlık veriyor.

Bütün inanç geleneklerinde, bir hediye olarak algılanan yaşam, kutlanır ve saygı görür. Vermek düşüncesi yine aynı şekilde bütün geleneklerde

mevcuttur. Bu düşünceden yola çıkarak, WWF ve ARC, 1999 yılında, 11 dinin temsilcilerine bir çağrıda bulunur; Çağrı, iklim değişikliğinden, okyanusların korunmasına, ormanların bilinçli tüketilmesinden, türlerin korunmasına değin geniş bir yelpazede, yeni, farklı ve çevre açısından önemli projelerin sunulmasıdır. “Yaşayan bir dünya için kutsal hediyeler” düşüncesi buradan çıkar.

Bugün ARC’de aktif olarak yer alan Baha’i, Budist, Hindu, Hristiyan, Jain, Musevi, Müslüman, Sih, Şinto, Tao ve Zerdüşt dinlerinin temsilcileri, milyarlarca insanı kapsayan topluluklarıyla dünya nüfusunun büyük çoğunluğuna etkide bulunuyor. Bunların arasında 5 milyon Baha’i, 300 miyon Budist, 750 milyon Hindu, 2 milyara yakın Hristiyan, 12.5 milyon Musevi, 1.4 milyar müslüman, 10 milyon Jain ve 16 milyon Sih yer alıyor. Bu dinlerin izleyicilerinin yerel, ulusal ve uluslararası seviyede koruma programlarında yer almaları, temsil ettikleri çok büyük topluluğun, çevre koruma adına muazzam bir katkıda bulunmalarını sağlıyor.

15 Kasım’da Nepal’in eski krallıklarından biri olan Bhaktapur’un tarihi Durbar meydanında, Nepal kralı ve kraliçesinin ve WWF’nin hamilerinden Prens Philip’in de katılımıyla gerçekleştirilen son derece etkileyici seremoni, Nepal Kraliyet Ordusunun bandosuyla açıldı. Ardından Hindu, Budist ve Müslümanların kutsal duaları, Lord Bhairab ve Kali’yi temsil eden dansçıların etkileyici dansı, Sihlerin dinsel müziği, Zerdüştlerin kutsal ilahileri, Taocuların duaları, kadın keşişlerin sunduğu Boddhisatva dansı, kadınlardan oluşan Jain korosu, Şintoların ritüelleri, Baha’i ve Hristiyanların kutsal ayetlerini okumasından oluşan, dini danslar, müzik dinletileri ve kutsal ritüeller gerçekleştirildi. Ardından da her dinin mensupları, kendi sembolleriyle sahneye çıkarak kutsal hediyelerini sembolik olarak Prens Philip’e teslim ettiler ve bununla ilgili sertifikalarını aldılar.

Daha önce de Bhaktapur’u gördüğüm halde bu muazzam yeri böylesine etkileyici bir atmosferde yaşamak unutulmaz bir anı oldu benim için. Bugüne dek beş kez Katmandu’yu ziyaret etmeme rağmen, yine Katmandu’ya gitme fikri ortaya çıktığında içimi aynı heyecan kaplamıştı. Bugün bu kadar özel bir seremoniye katılabildiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum. Bu toplantının yapılıyor olduğunu ilginç bir tesadüf eseri, kendisi de Rum Ortodoks cemaatini temsilen Katmandu’ya gelen Rum Patriği sayın Bartholomeos’tan duymuştum. Konu çok ilgimi çekmişti ve sıkışık programıma yalnızca 4 gün için bile olsa bunu da koymak ve bu harika seremoniyi kendi gözlerimle yaşamak istemiştim. Farklı zamanlarda ve koşullarda, kutsal dinleri adına birbirlerini öldürmekten çekinmeyen insan toplulukları, küreselleşmenin olumlu sonuçlarından biri olarak, bugün dünya için, çevre için, gelecek için ortak projeler üretiyor ve bu projelerde muazzam bir hoşgörüyle diğer dinlerin izleyicileriyle, insan adına işbirliği yapıyorlar.

Sözkonusu proje kapsamında 11 dinin temsilcileri, gönüllerinden kopan 26 farklı hediyeyi dünyaya armağan ettiler. Her grubun kendi imkanları doğrultusunda katıldığı bu çok hoş ve duyarlı yaklaşımın, tüm dünyaya örnek olmasını diliyorum. Aşağıda bu hediyelerin bir listesini bulacaksınız. Kimbilir belki Türkiye de, 2003 yılı sonuna kadar katılımın açık olduğu bu projeye, paha biçilmez doğasından bir parça armağan eder.

1- Moğolistan’da, özellikle Kar Leoparı ve Saiga Antilopu gibi nesli tehlikede olan hayvanların ve gittikçe azalan ormanların korunması adına, geleneksel budist avlanma ve ağaç kesme yasaklarının tekrar uygulamaya koyulması.

2- Japonya’nın Şintoistleri, toplamı 80000’i geçen manastırlarında yakılan kutsal ateşlerin odun ihtiyacının, kendisini döndürebilen ormanlardan alınması ve bütün kutsal ormanlarının korunmasına karar verdiler.

3- Birleşik Methodist Kilisesi mensupları, kağıt ürünlerinde “chlorine” maddesinin kullanılmaması ve çevreye yayılan zararlı “dioxin” maddesinin azaltılması konusunda kiliseler bazında çalışma başlattılar.

4- Nepal’in “Sagarmatha Ulusal Park’ında yaşayan 7000 dolayında Şerpa, bölgenin en önemli manastırı olan Tengboche manastırıyla birlikte, kutsal ormanların korunması kararı aldılar.

5- Amerika’da Kolombiya Nehri’nin korunması için bölgenin katolik kiliseleri ortak bir bildiri yayınladılar.

6- İngiltere’de yaşayan musevi cemaatinin dörtte birini temsil eden, The Union of Liberal and Progressive Synagogues, ( Liberal ve İlerici Sinagoglar Birliği) çevre konusunda duyarlılığı ve bilinci arttırıcı ve karbondioksit’in ortaya çıkmasını azaltıcı önlemler konusunda çalışma başlattı.

7- Meksika’nın San Luis Potosi eyaleti ve yerli Huichol Kızılderilileri, WWF tarafından dünyanın biyolojik çeşitliliği en zengin olan doğal bölgelerinden biri olarak tanımlanan Huiricuta Ekolojik ve Kültürel Koruma Alan’ının % 50 büyütülmesine karar verdi.

8- Hindistan’ın Sih komünü, “lenger” adı verilen ve hangi dinden olursa olsun fakirlerin beslenmesinde ve evsizlerin barınmasında çok önemli geleneksel bir yeri olan aşevlerinden, Delhi’de bulunan 8 büyük Gurdwaras aşevinde fosil yakıtların tüketiminin azaltılması kararı aldılar.

9- Lübnan’ın Maronit Kilisesi, Beyrut’un kuzeyindeki 400 hektarlık Harisa ormanını koruma altına aldı.

10- Yedi milyon üyesi olan Jain komünü, çevre koruma konusunda en başarılı ve etkin Jain firmasına “Ahimsa” ödülü verilmesini kararlaştırdı.

11- Erie, Pensilvanya eyaletinin Katolik Benedikt Kızkardeşler Kilisesi, Glinodo Dünya Gücü Programi adı altında toplanan, çevre konusundaki eğitim ve bilinçlendirme programını yaygınlaştırma kararı aldı.

12- Çin’de yaşayan tüm Taocuların merkez örgütü olan Çin Taoist Kurumu, Geleneksel Çin Tıbbında kullanılan nesli tükenme tehlikesi altında olan canlıların yerine, alternatif yöntemlerin bulunması kararı aldı.

13- Hindistan’ın Zerdüşt komünü, hiç söndürmeden yaktıkları kutsal ateşlerinde kullandıkları baval ağacını, dışarıdan satın almaktansa, kendi kendini döndürebilir bir sistemle üretecekleri bir orman projesinden sağlama kararı aldılar.

14- İngiltere’nin Parish Pumps adlı bir hristiyan çevre ağı, 4000 farklı bölgenin hristiyan cemaatlerini biraraya getirecek bir çevre bilinci ve hareketi projesi başlattılar.

15- İsveç ormanlarının büyük bölümünün sahibi olan İsveç Kilisesi, kendine ait ormanların dörtte birine tekabül eden 100.000 hektar ormanı, Forest Stewardship Council’ın, (Orman İdare Konseyi) uygun gördüğü standartlarda yönetilmesi kararı aldı.

16- Tanzanya’nın Zanzibar takım adalarının en önemli deniz kaplumbağası üreme bölgelerinden biri olan Misali adasını, bölgenin müslüman balıkçıları koruma altına almaya karar verdiler.

17- Amerika’nın Episcopal Power and Light Ministry adlı Piskoposluk Güç ve Işık Papazlığı, küresel ısınmaya karşı mücadele vermek amacıyla, tekrar yenilebilir enerji kaynaklarının kullanımı konusunda çalışma başlattı.

18-  Çin Taoist Kurumu ve Çin Budist Kurumu, Çindeki Taocular ve Budistler için kutsal olan dağların ortaklaşa korunması kararı aldılar.

19- Amerika’nın Ulusal Kiliseler Konseyi ve Ulusal Dinler Ortaklığı küresel ısınmanın azaltılması için eğitim ve bilinçlendirme çalışması başlattılar.

20- Hindistan’ın Orissa eyaletinde, farklı Hindu grupların katılımıyla Lord Jagannath adına düzenlenen festivalde, yerel ormanlardan toplanan 20 farklı ağaç türüyle yapılan üç dev savaş arabasında kullanılıyor ve sonra da bu ağaçlar tapınaklara mutfaklarda kullanılmak üzere dağıtılıyor. Orissa eyaleti bu kutsal ağaçların tekrar yerine koyulabilir bir uygulama sistemiyle yetiştirilmesi kararı aldı.

21- Ortodoks hristiyanlığın Türkiye’deki lideri İstanbul Patriği, Almanya’dan başlayıp Karadenize dökülen Tuna nehri kıyısında yer alan kiliseler, manastırlar, camiler ve sinagogları birleştiren bir Yaşam Nehri çevre ağı projesi başlatma kararı aldı.

22- Amerika’da yaşayan musevilerin % 80’ini temsil eden Muhafazakar Museviler Birleşik Sinagogu ve Amerikan İbrani Cemmati, kendilerine bağlı bulunan musevileri çevre koruma konusunda, içinde klorinsiz kağıt kullanımı, karbondioksit emisyonunun azaltılması, kullanılan orman ürünlerinin sadece Orman İdare Konseyi’nin uygunluk verdiği standartlardaki ormanlardan kullanılması gibi, çok etkili bir takım kararların alındığı projeye katılmaya çağırdılar.

23- İstanbul Patrikliği, Ege’nin 12 adalarında, doğal çevrenin korunması adına organik çiftlikler kurulması kararı aldı.

24- Suudi Arabistan’ın Doğal Yaşamı Koruma ve Geliştirme Ulusal Komisyonu, ülkenin ilk Biosfer rezervini kurma kararı aldı.

25- Birleşik Metodist Kilisesi çevre konusunda duyarlı firmaların ürünlerinin seçimi konusunda etik bir çalışma başlatma kararı aldı.

26- Himalayaların budist toplumu, Ladakh bölgesindeki Tsomoriri gölünün ve çevredeki diğer yüksek sulak alanların koruma altına alınması ve eko turizmin geliştirtilmesi kararı aldı.

İhtiyar gezegenimiz son 10.000 yılda yaşadığı en hızlı ısınma problemini yaşıyor. Eski buzullar eriyor, seller, kuraklıklar, yangınlar, salgın hastalıklar yaşanıyor. Her yıl 12 milyon hektar orman yok ediliyor, bu dakikada 26 hektar demek. Dünya nüfusunun üçte biri orman oranının kritik olarak düşük olduğu ülkelerde yaşıyor. Ticari balık avı alanlarının en az % 60’ı tahrip edilmiş ve sınırlarına ulaşmış durumda. Bu hızla giderse gelecek on yılda, deniz ürünlerine talep iki katına çıkacak. Bugün 31 ülkede yaşayan yarım milyardan fazla insan kronik susuzluk çekiyor, bu hızla giderse yakında dünya nüfusunun üçte biri bu koşullarda yaşamak zorunda kalacak. Zehirli maddeler okyanuslarımızı, denizlerimizi kirletiyor ve besin zincirinin her halkasını etkiliyor. Kutup bölgelerinde yaşayan canlılar, vücutlarında, doğurganlıklarını ve büyümelerini etkileyen ve son aşamada insanoğlunu da tehdit edecek böcek ilaçları ve zararlı kimyasal maddeler taşıyorlar. Bütün gezegende türler tehdit altında, üç kaplan türü yakın zamanda neredeyse tükendi. Balinalardan, gergedana ve yüzlerce bitki çeşidine kadar pek çok tür tehlikede. Habitat kaybı, aşırı avlanma, kaçak avcılık ve kirlilik bu tehditi oluşturan unsurlardan yalnızca birkaçı. Bütün bunların toplamı, son 25 yılda dünyanın doğal kaynaklarının değerinin üçte bir oranında azalmasına sebep olmuş durumda.

11 dinin temsilcileri dünyaya hediye ettikleri bu 26 armağanla, insanla yaratılış ve bütün doğa arasındaki değerli ilişkiyi bir kez daha tasdik ediyor. ARC, 4 ila 5 milyar insana etkisi olan inanç sistemlerinin ve çevrecilerin, dünya için elele çalışabileceklerini, çalışmaları gerektiğini söylüyor.

WWF ve ARC’nin yıllar önce ektiği küçük bir tohum, bugün boy vermiş, meyveye durmuş, bu özverili çaba geleceğimizin daha sağlıklı, güvenli ve mutlu olmasında işe yarayacak gibi görünüyor.